İngiltere’de aralarında üst düzey yargı mensupları ve akademisyenlerin bulunduğu 130’u aşkın hukukçu, Başbakan Andy Burnham’a hitaben bir mektup kaleme alarak, yasa dışı İsrail yerleşimlerine yönelik getirilen ticaret yasağının ülkenin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmede “yetersiz kaldığını” bildirdi.
İngiltere hükümeti geçen hafta; Fransa ve Kanada ile koordineli olarak, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan yerleşim birimlerinden yapılan tüm ithalatı durduracağını ve İngiliz şirketlerinin bu yerleşimlere hizmet sağlamasını yasaklayacağını açıklamıştı. Ancak onlarca kıdemli avukat ve hukukçunun imzasını taşıyan ortak mektupta, yalnızca yerleşim yerlerinin hedef alınmasının yetersiz olduğu, işgalin bütününe karşı adım atılması gerektiği vurgulandı.
“Rusya Modeli Kapsamlı Yaptırımlar Uygulansın”
Aralarında mesleki yetkinlikleriyle tanınan 18 “Kraliyet Avukatı”nın (King’s Counsel) da bulunduğu uzmanlar; İsrail’e karşı, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında hayata geçirilen geniş kapsamlı yaptırım rejimine benzer bir model benimsenmesi çağrısında bulundu.
Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) 2024 yılında yayımladığı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından da onaylanan tavsiye kararına atıfta bulunulan mektupta şu ifadelere yer verildi:
“Müttefiklerimiz Kanada ve Fransa ile birlikte hareket etme kararını memnuniyetle karşılıyoruz; ancak son duyurudaki adımlar, ihlalleri durdurma yükümlülüklerinin gerektirdiğinin çok gerisindedir. İngiltere’nin İsrail ile kurduğu ekonomik ilişkilerin hiçbir parçasının yasa dışı işgali, yerleşimleri ve uluslararası hukukun temel ilkelerine yönelik diğer ağır ihlalleri desteklememesi adına hükümeti daha caydırıcı ve kararlı adımlar atmaya davet ediyoruz.”
Yaptırımların Kapsamının Genişletilmesi ve Silah Ambargosu Talebi
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband; hizmet yasağının finansman, inşaat, altyapı, gayrimenkul ve reklamcılık sektörlerini kapsadığını duyurmuştu. Hukukçular ise bu listenin sigorta, danışmanlık, muhasebe, lojistik, dijital ve teknik altyapı sektörlerini de kapsayacak biçimde genişletilmesini talep etti.
Mektupta ayrıca kamu fonları ve emeklilik fonlarının yerleşimlerle bağlantılı kurumlara yatırım yapmasının engellenmesi, İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşlarının yerleşim faaliyetlerini desteklemesinin durdurulması ve İsrail’e yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısı yer aldı.
Mektubun yazımında yer alan University College London (UCL) Uluslararası Hukuk Profesörü Ralph Wilde, The Guardian’a yaptığı açıklamada sorunun özüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“Asıl konuşulmayan gerçek, işgalin bizzat kendisinin yasa dışı olmasıdır. İsrail’in oradaki varlığının gayrimeşru olduğunu söyleyip yalnızca yerleşimcilere ve yerleşim birimlerine odaklanmak ciddi bir çelişkidir. Eğer sorun yerleşimlerse, asıl muhatap o yerleşimleri kuran devlettir.”
İsrail’den Sert Misilleme
İngiltere hükümet sözcüsü, dokuz ay içinde yürürlüğe girmesi planlanan ticaret yasağını, iki devletli çözümü koruma doğrultusunda son dönemin “en büyük politika adımı” olarak değerlendirdi. Dışişleri Bakanı Miliband ise bazı yerleşimcileri Batı Şeria’da “etnik temizlik” yapmakla suçladı.
Karar Arap yönetimleri tarafından olumlu karşılanırken, İsrail cephesinden çok sert tepki geldi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar yaptırımları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve İngiliz yönetimini suçladı. Tel Aviv yönetimi misilleme olarak İngiltere’nin Doğu Kudüs’teki başkonsolosluğunu 30 gün içinde kapatmasını talep ederken, 12 İngiliz politikacının da ülkeye girişini yasakladı.


İlk yorum yapan siz olun