İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Batı Şeria’da İsrailli Yerleşimci Terörü Endişesi Büyüyor: Arap Parlamentosu ve Ürdün’den Sert Tepki

İşgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırılar karşısında Filistinlilerin endişeleri giderek artarken; Arap Parlamentosu, Ürdün ve Filistin Yönetimi cephesinden tırmanan şiddete karşı peş peşe sert uyarılar geldi.

Arap Parlamentosu Başkanı Muhammed el-Yemahi, İsrail güçlerinin doğrudan koruması altındaki “terörist yerleşimci milislerin” işgal altındaki Batı Şeria genelinde Filistinlilere ve mülklerine yönelik gerçekleştirdiği şiddet eylemlerindeki tehlikeli tırmanışı şiddetle kınadı.

“Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar”

Yemahi, yaptığı basın açıklamasında, bu saldırıların Filistin köy ve kasabalarının hedef alınmasıyla evlerin ve mülklerin yakılmasına, çok sayıda Filistinlinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, durumu “savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar düzeyine ulaşan tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Aşırı sağcı işgal hükümetinin tam desteğiyle yürütülen organize terör saldırılarının sistematik bir politikanın ürünü olduğunu savunan Yemahi’nin öne çıkan vurguları şunlar oldu:

  • Amaç Zorla Yerinden Etme: Bu saldırılar, Filistin halkını terörize ederek onları topraklarından zorla sürmeyi ve uluslararası hukuku, Cenevre Sözleşmeleri’ni ve uluslararası meşruiyet kararlarını hiçe sayarak güç yoluyla yeni bir sömürgeci gerçeklik dayatmayı hedefliyor.

  • Gazze’deki Yıkımın Bir Uzantısı: Silahsız sivillere yönelik devam eden cinayetler, yargısız infazlar ve artan yerleşimci şiddeti; Gazze Şeridi’ndeki soykırım, aç bırakma ve yıkım suçlarına paralel olarak İsrail’in Batı Şeria’daki saldırganlığını genişletme kararlılığını yansıtıyor. Amacın, sahada yeni bir gerçeklik yaratarak adil ve kapsamlı barış şansını baltalamak olduğu belirtiliyor.

  • Terör Listelerine Alınma Çağrısı: Filistinli sivillere yönelik organize terör eylemleri düzenleyen yerleşimci milisler ve silahlı terör örgütleri, ulusal ve uluslararası düzeyde “terör listelerine” dahil edilmelidir. İşgal hükümeti uluslararası hukuka tam olarak uyana kadar yerleşimlerle her türlü ilişki yasaklanmalı ve anlaşmalar askıya alınmalıdır.

İsrail’in eylemlerinin cezasız kalmasının suçların artmasını teşvik ettiğini vurgulayan Yemahi; Birleşmiş Milletler (BM), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) Filistin halkına koruma sağlamak, İsrailli liderleri ve yerleşimcileri sorumlu tutmak ve caydırıcı yaptırımlar uygulamak üzere acil eyleme geçmeye çağırdı.

Ürdün: “Aşırı Uçlu Politikaların Bir Uzantısı”

Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Fuad el-Mecali de yerleşimci saldırılarını kesin bir dille reddettiklerini açıkladı.

El-Mecali, bu eylemleri “İsrail hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı eylemlerinin ve aşırı uçlu politikalarının bir uzantısı” olarak tanımlayarak, yaşananların Filistin halkına yönelik şiddeti körüklediğini ve iki devletli çözüm temelinde barışa ulaşma umutlarını sabote ettiğini belirtti. Saldırıların tüm sorumluluğunu İsrail’e yükleyen Sözcü, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenme, saldırıları derhal durdurma ve faillerden hesap sorma çağrısında bulundu.

Sözcü, bölgede güven ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışın tek yolunun, 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini yineledi.

Filistin Yönetimi’nden ABD’ye Müdahale Çağrısı

Öte yandan Filistin Devlet Başkanlığı, ABD yönetimine devreye girerek İsrail’i yerleşimci suçlarını durdurmaya zorlaması çağrısında bulundu. Mevcut durumun devam etmesinin “tüm bölgeyi çok vahim sonuçlara sürükleyeceği” uyarısı yapıldı.

Başkanlık ayrıca, İsrail güçlerinin Tall köyünde işlediği suçun ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun aldığı yeni kararları kınadı. Tepki çeken bu kararlar arasında yasa dışı sömürge karakollarının (outpost) inşasının hızlandırılması ve yasallaştırılması, işgal altındaki Batı Şeria genelinde askeri güçlerin takviye edilmesi, baskınların yoğunlaştırılması ve Nablus ile çevresinin abluka altına alınması yer alıyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir