Filistinli Esirler Cemiyeti (PPS) tarafından pazartesi günü yapılan açıklamada, İsrail Hapishane Servisi’nin son aylarda Filistinli tutuklulara karşı kauçuk kaplı mermi kullanımını sistematik bir cezalandırma politikası haline getirdiği bildirildi.
Örgüt tarafından belgelenen vakalara göre, onlarca mahkum bu baskıcı politikadan doğrudan etkilendi. Ancak İsrail yetkililerinin uyguladığı katı ziyaret kısıtlamaları ve tecrit politikalarının hak ihlallerinin kayıt altına alınmasını engellediği, bu nedenle gerçek mağdur sayısının bilinenden çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Ciddi Yaralanmalar ve Uzuv Kaybı Riski
Cemiyet, kauçuk kaplı mermilerle vurulan tutukluların durumunu yakından takip ettiklerini ve bu saldırıların şiddetli kanamalara yol açtığını doğruladı. Yaralanan bazı kurbanların cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyduğu belirtilirken, bir mahkumun durumunun ciddiyeti nedeniyle doktorların kendisine “uzvunun kesilebileceğini” söylediği aktarıldı.
Yaralı mahkumların büyük bir kısmının acil ve uzman tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğu, ancak İsrail hapishanelerinde uygulanan “kasıtlı tedavi reddi” politikasının en belirgin baskı araçlarından biri haline geldiği ifade edildi.
Hapishaneler “Şiddet Test Alanına” Dönüştü
Filistinli Esirler Cemiyeti’nin hazırladığı rapora göre, hapishane yönetimleri son dönemde baskıcı uygulamalarını daha da genişleterek işkence ve saldırılarda yeni tür silahlar kullanmaya başladı. Açıklamada öne çıkan bazı çarpıcı bulgular şunlar:
-
Özellikle devam eden soykırım sürecinin başından bu yana, mahkumların bedenleri baskı ve şiddet araçları için açık bir “test alanı” haline geldi.
-
Hapishane sistemi, şiddet ve işkenceyi tırmandırma politikasının bir yansıması olarak, bu yeni yöntemlerin bazılarını bizzat İsrail medya organları aracılığıyla tanıtıyor.
-
İsrail hapishanelerindeki şiddet seviyesi benzeri görülmemiş boyutlara ulaşırken, işlenen suçlar ölçek ve metodoloji bakımından geleneksel hak ihlalleri tanımının çok ötesine geçmiş durumda.
“Kapsamlı Bir Yok Etme Sistemi”
Kuruluş, hapishanelerin artık fiziksel ve psikolojik istismar, aşağılama, aç bırakma, hücre cezası, tedavi hakkının gaspı ve sistematik saldırılara dayanan kapsamlı bir “işkence üretme ve yok etme arenasına” dönüştüğünü vurguladı. Kauçuk mermilerle yaralanmaların sadece fiziksel hasarla sınırlı kalmadığı, sürekli devam eden işkence ve asgari insani korumadan yoksun ortamın mahkumlarda uzun vadeli psikolojik travmalar bıraktığı ifade edildi.
Uluslararası Topluma Acil Çağrı
Filistinli Esirler Cemiyeti, başta Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) olmak üzere uluslararası insan hakları sistemine ve ilgili kurumlara acil eylem çağrısında bulundu.
Filistinli esirlere yönelik tırmanan suçların durdurulması ve İsrailli liderlerin hesap vermesi gerektiğini yineleyen örgüt; bu uygulamaların uluslararası insancıl hukukun, Cenevre Sözleşmeleri’nin ve İşkenceye Karşı Sözleşme’nin ağır bir ihlali olduğunu vurguladı. Açıklamada, yaşananların bir bütün olarak savaş suçu ve yargılanmayı gerektiren insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğinin altı çizildi.


İlk yorum yapan siz olun