Son haftalarda dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen yıkıcı sarsıntılar, küresel çapta deprem korkusunu yeniden tetikledi. Kolombiya’dan Japonya’ya uzanan felaketler zinciri, “Depremlerin sayısı ve şiddeti artıyor mu?” sorusunu gündeme getirirken, gözler sismik fay hatlarıyla çevrili Orta Doğu’ya çevrildi.
Kolombiya’da Enkaz Altından Gelen Umut Işığı
Kolombiya’yı vuran 7.4 büyüklüğündeki yıkıcı depremin ardından, çöken beş katlı bir binanın enkazından yükselen cılız bir ses, ülke için küçük bir teselli oldu. İşten eve dönen Brian Zuluaga’nın tesadüfen duyduğu “Buradayım, yanımda bir bebek var” feryadı, arama kurtarma ekiplerini harekete geçirdi.
Tonlarca betonun altından 48 saat sonra sağ çıkarılan kanlar içindeki bir adam ve kucağındaki altı aylık bebek, 220’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yaralandığı ülkede mucizenin adı oldu.
Küresel Çapta Peş Peşe Gelen Sarsıntılar
Kolombiya depremi, son haftalarda küresel haber başlıklarını domine eden sismik olayların sadece son halkasıydı. Son dönemde yaşanan büyük sarsıntılar şu şekilde kayıtlara geçti:
Venezuela: 24 Haziran’da peş peşe yaşanan 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki depremler, La Guaira eyaletinde 6.500’den fazla kişinin ölümüne ve yüzlerce binanın yıkılmasına neden oldu.
Japonya: 28 Temmuz’da Kyushu Adası’nı vuran 6.8 büyüklüğündeki depremde 34 kişi hayatını kaybetti, altyapıda ciddi hasar meydana geldi.
Kolombiya: Pazartesi günü yaşanan 7.4 büyüklüğündeki deprem, ülkenin batısında büyük bir yıkım yarattı ve sarsıntı Venezuela’dan dahi hissedildi.
Bilim Ne Diyor: Depremler Artıyor mu?
Amerikan Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS) verilerine göre, dünya genelinde her yıl ortalama 20.000 (günde yaklaşık 55) deprem meydana geliyor. Ancak bunların çok azı “büyük” kategorisinde yer alıyor.
USGS Ulusal Deprem Bilgi Merkezi’nden (NEIC) Araştırmacı Jeofizikçi Dara Goldberg, durumu şu sözlerle açıklıyor:
“Ortalama bir yılda büyüklüğü 7’den büyük 15, büyüklüğü 8’den büyük ise 1 deprem bekleriz. Son 12 ayda 7’den büyük 17 deprem yaşadık ancak hiçbiri 8’i geçmedi. Dolayısıyla aslında ‘ortalama’ bir yıldan çok da uzak değiliz.”
Uzmanlar, kamuoyundaki “depremlerin arttığı” yönündeki yaygın yanılgıyı düzelterek, aslında artan şeyin deprem sayısı değil, gelişmiş sismik cihazlar sayesinde kaydedilebilen sarsıntı sayısı olduğunu vurguluyor. Son dönemdeki sarsıntıların bu kadar dikkat çekmesinin ana nedeni ise fayların kırıldığı derinlik ve yüzeye yakınlık gibi etkenlerle doğrudan insan yaşamını etkileyen bölgelerde meydana gelmiş olmaları.
Orta Doğu ve Arap Levhası: Risk Ne Boyutta?
Küresel sismik aktivite, Arap Yarımadası büyüklüğünde devasa bir yer kabuğu parçası olan ve etrafı fay hatlarıyla çevrili Arap Tektonik Levhası üzerindeki ülkelerde de endişe yaratıyor.
Arap levhası, sekiz büyük tektonik levha ile etkileşim halinde. Ancak Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin (KAUST) 17 yıllık GPS verilerine dayanarak 2022’de yayımladığı geniş çaplı araştırma, çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor: Arap levhası tektonik olarak son derece istikrarlı.
Araştırmacılardan Renier Viltres, levhanın tek bir blok halinde hareket ettiğini ve komşu levhalara göre hareketinin son 13 milyon yıldır değişmediğini belirtiyor. Ancak bu, sınır bölgelerinde risk olmadığı anlamına gelmiyor.
Bölgedeki Tarihsel Sismik Veriler:
Türkiye-Suriye Sınırı: Arap levhasının Anadolu ve Afrika levhalarıyla kesiştiği noktada, 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.8 büyüklüğündeki yıkıcı deprem, 50 binden fazla can kaybına ve 1,5 milyon insanın evsiz kalmasına yol açtı.
Suudi Arabistan: İç kesimlerde sismik aktivite oldukça düşük. Son 50 yılda ülke genelinde sadece 25 civarında nispeten küçük deprem kaydedildi. En büyüğü, 2009 yılında Umluj yakınlarında volkanik bir alanda meydana gelen ve can kaybı yaşanmayan 5.7 büyüklüğündeki sarsıntıydı.
“Megadeprem” Beklentisi Gerçekçi mi?
Sismologlara en sık sorulan sorulardan biri de bir gün 10 veya daha büyük bir “megadeprem” yaşanıp yaşanmayacağı. Bilim insanlarının buna cevabı net: Hayır.
Bir depremin büyüklüğü, kırılan fayın uzunluğu ile doğrudan orantılıdır. USGS’ye göre, dünyada 10 büyüklüğünde bir deprem üretebilecek uzunlukta bilinen bir fay hattı bulunmuyor; böyle bir fay olsaydı gezegenin etrafını neredeyse tamamen sarması gerekirdi.
Kayıtlara geçen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960’ta Şili’de meydana gelen 9.5 büyüklüğündeki sarsıntıdır. 1.600 kilometreden uzun bir fayın kırıldığı bu felaket, Havai’den Japonya’ya kadar uzanan tsunamilere ve binlerce can kaybına neden olmuştu. Tıpkı Şili depreminde olduğu gibi, dünyadaki depremlerin yüzde 80’inden fazlası “Ateş Çemberi” olarak bilinen Pasifik levhasının etrafında gerçekleşmeye devam ediyor.


İlk yorum yapan siz olun