Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, yabancı askeri güçlerin ülkeden çekilmesinin ardından 1 Ekim itibarıyla devlet için yeni bir sayfa açılacağını belirterek, silah bulundurma yetkisini yalnızca devletin tekeline almayı hedefleyen yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalıştıklarını duyurdu.
ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı koalisyon güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesi ve İran destekli silahlı grupların silah bırakması için son tarih 30 Eylül olarak belirlendi. Bağdat’ta ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper ile bir araya gelen Başbakan el-Zeydi, belirlenen bu takvimin altını çizerek, silahların devletin tekeline alınmasının “herkesi koruyacağını, devletin otoritesi ve egemenliğini pekiştireceğini” vurguladı.
Yabancı güçlerin çekilmesiyle Irak’ın kendi toprakları üzerinde tam ulusal egemenliğe kavuşacağını belirten Başbakan, ülkenin kendi güvenliğini ve istikrarını tek başına sağlayabilmek için askeri kapasitesini inşa etmeye devam ettiğini de sözlerine ekledi.
“Devlete Yönelik En Büyük Tehdit”
Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi üyeleriyle de bir görüşme gerçekleştiren el-Zeydi, silahların yasa dışı yollarla elde tutulmasının hukukun üstünlüğünü ve devlet kurumlarını zedelediğini ifade ederek, bu durumu “devlete yönelik en büyük tehdit” olarak nitelendirdi. Başbakan, devletin kurumlarını ve egemenliğini güçlendirmek adına söz konusu yasa tasarısının hızla hazırlanması çağrısında bulundu. Ayrıca silahların kontrol altına alınmasının, Irak’ın yeni bir kalkınma aşamasına geçmesi için temel bir şart olduğunu ifade etti.
Ancak siyasi kaynaklar, Başbakan’ın bu hamlesinin silah bırakmayı reddeden silahlı gruplarla devleti karşı karşıya getirebileceği ve potansiyel bir çatışmaya zemin hazırlayabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Hukuki Açmaz: Silahlar “Direniş”in mi, Devletin mi?
Hukuki boyuta ilişkin Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Hukuk Uzmanı Ali el-Temimi, Irak Anayasası’nın askeri güçlerin sivil otoritenin emrinde olmasını emrettiğini ve devlet yapısı dışında milis güçlerinin kurulmasını kesin bir dille yasakladığını hatırlattı. El-Temimi, 2016 yılında Haşdi Şabi’yi (Halk Seferberlik Güçleri) resmi bir yapı olarak tanıyan yasanın bu güçleri devlete bağladığını, ancak aynı yasanın milislerin üye oldukları siyasi partilerden ayrılmasını da şart koştuğunu belirtti.
Uzmanlara göre devletin silah tekeli kurma çabasındaki en büyük zorluk “silah kavramının tanımlanmasında” yatıyor. Silahlı gruplar ellerindeki cephaneyi “direnişin” ayrılmaz bir parçası olarak görerek Haşdi Şabi yasası kapsamında meşrulaştırırken; merkezi hükümet bu silahları otoritesi dışında, acilen kontrol altına alınması gereken yasa dışı unsurlar olarak değerlendiriyor.


İlk yorum yapan siz olun