İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsrail İşgalindeki Güney Lübnan’da ‘Arazi Gaspı’ Endişesi: Hükümet Satışları Yasaklamaya Hazırlanıyor

Lübnan hükümetinin, İsrail işgali altındaki güney bölgelerinde mülk satışını engellemeyi amaçlayan yasa tasarısı henüz parlamentoya sunulmadı. Bölgedeki uzun süreli zorunlu göç dalgası, derin ekonomik kriz ve sınırın geleceğine dair belirsizliklerin, arazi sahiplerini mülklerini yok pahasına satmaya zorlayabileceği endişesi giderek büyüyor.

Maliye Bakanı Yasin Cabir tarafından hazırlanan ve eylül ayı ortasında Bakanlar Kurulu’ndan geçen tasarı, İsrail ordusu tarafından işgal edilen bölgelerde mülk satışını tamamen yasaklamayı öngörüyor. Cabir, ekonomik çaresizliğin fırsat bilinerek satın alınan arazilerin, paravan şirketler ve aracılar üzerinden İsrail ile bağlantılı gruplara devredilme tehlikesine dikkat çekiyor.

Bölge sakinlerinden ve yerel yetkililerden gelen bilgilere göre, son dönemde uluslararası telefon numaraları üzerinden veya Kıbrıs ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki aracılar vasıtasıyla güneydeki mülk sahiplerine yoğun satın alma teklifleri yapılmaya başlandı.

İsrailli Yerleşimciler Lübnan Topraklarını Satışa Çıkardı

Bölgedeki endişeleri tırmandıran en çarpıcı gelişmelerden biri de “Uri Tzafon” (Kuzeyi Uyandır) adlı İsrailli yerleşimci hareketinin hamlesi oldu. Hareket, Litani Nehri’nin güneyindeki köyleri ve kasabaları içeren bir harita yayımlayarak yerleşim yerlerine İbranice isimler verdi. Söz konusu araziler, yatırımcılara “gelecekteki yerleşim yerleri” adı altında parsel başına yaklaşık 80 bin dolar (300 bin şekel) bedelle satışa sunuldu.

“Tapu Daireleri Yıkılıyor, Kayıtlar Siliniyor”

Güney Yeniden İmar Şirketi Genel Müdürü Riyad el-Esad, İsrail’i özellikle Şii nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bilinçli bir “yanık toprak politikası” izlemekle suçladı. İsrail güçlerinin tapu ve kadastro dairelerini buldozerlerle yıktığını belirten el-Esad, “Bu, halkın geri dönüşünü tamamen engellemeye ve bölgedeki tüm aidiyet izlerini silmeye yönelik sistematik bir plandır” ifadelerini kullandı.

Mevcut durumda İsrail ordusunun Lübnan sınırından içeriye doğru 5 ila 10 kilometre derinliğinde bir “tampon bölge” (sarı bölge) oluşturduğu ve yıkım operasyonlarını aralıksız sürdürdüğü bildiriliyor. Uzmanlar, 1978-2000 yılları arasındaki işgal döneminden farklı olarak, bugün uydu görüntülerinden bile sınır köylerinin eski yerleşim planlarının tespit edilemeyecek kadar yeryüzünden silindiğine dikkat çekiyor.

Anayasal Engel ve Bürokratik Kriz

Lübnan’da artan tehlikeye rağmen, hükümetin arazi satışlarını yasaklama girişimi hukuki engellere takılmış durumda. Lübnan Yasama ve Danışma Komisyonu, özel mülkiyet haklarının anayasal güvence altında olduğunu ve vatandaşların ekonomik zorluklar nedeniyle mülk satmasının yasal olarak kısıtlanamayacağını belirterek tasarıya karşı çıktı.

Sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getiren bir diğer faktör ise bürokratik eksiklikler. Lübnan topraklarının yüzde 28’inin resmi kadastro ölçümlerinin henüz yapılmamış olması ve birçok mülkün modern tapu senetleri yerine eski belgelere dayanması, yaşanacak mülkiyet gasplarının kanıtlanmasını zorlaştırıyor. Kayıtların silindiği ve fiziki sınırların yok edildiği bir ortamda, Lübnan devletinin vatandaşlarının mülkiyet haklarını nasıl koruyacağı belirsizliğini koruyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir