On yıllardır enerji, savunma, ticaret ve istihbarat işbirliği üzerinden şekillenen İngiltere-Suudi Arabistan ilişkileri, Körfez’deki nakliye rotaları, enerji altyapısı ve kritik teknolojilere yönelik artan tehditler nedeniyle yeni bir dönemece giriyor. Sir Liam Fox, bu ortaklığın hem ulusal egemenlikleri hem de küresel ekonomiyi koruyabilecek uzun vadeli bir güvenlik mimarisine dönüşmesi gerektiğini savunuyor.
29 Eylül’de Londra’daki Suudi-İngiliz Cemiyeti’nde konuşan Fox, iki ülke arasındaki ilişkileri ekonomik ortaklık, terörle mücadele ve bölgesel istikrar olmak üzere üç temel sütun üzerine oturttu. Körfez güvenliğinin artık yalnızca bölgesel bir mesele olmaktan çıktığını vurgulayan Fox, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının küresel ekonominin can damarları olduğunu, buradaki herhangi bir aksamanın küresel tedarik zincirlerini ve enerji piyasalarını anında vurduğunu belirtti. Ulusal güvenlik ile ekonomik güvenliğin iç içe geçtiğini söyleyen Fox, kalıcı istikrarsızlığın ticari aktörler tarafından normalleştirilmesinin tam ölçekli bir savaş kadar zarar verici olabileceği uyarısında bulundu.
Husi Tehdidi ve Derinleşen Güvenlik İşbirliği
ABD ve İran arasındaki gerilim ile Husilerin Kızıldeniz’deki operasyonlarının deniz trafiği için iç içe geçmiş riskler yarattığına dikkat çeken Fox, Husilerin yalnızca Tahran üzerinden okunamayacağını; grubun Çin’den çift kullanımlı parçalar tedarik ederek ve Afrika Boynuzu üzerinden kaçakçılık rotaları kurarak tedarik zincirlerini çeşitlendirdiğini vurguladı.
İngiltere’nin rolünü derinleştirmesi gereken beş alan öneren Fox, bunları Körfez ile sürdürülebilir temas, deniz güvenliği, entegre hava ve füze savunması, savunma sanayii işbirliği ve ileri teknoloji olarak sıraladı. İngiltere’nin bölgeyi yalnızca kriz anlarında hatırlamaması gerektiğini belirterek, silah satışının ötesine geçerek eğitim ve endüstriyel katılım odaklı bir savunma sanayii işbirliği çağrısında bulundu.
Güvenliğin Yeni Unsurları: Ekonomi ve Teknoloji
İki ülke arasındaki savunma ve istihbarat ilişkileri merkezdeki yerini korurken, ekonomik ve teknolojik işbirliği de artık ulusal güvenliğin temel bir parçası olarak değerlendiriliyor. 2024’te başlatılan İngiltere’nin “GREAT FUTURES” kampanyasına değinen Fox, 4 milyar sterlini (5,29 milyar dolar) aşan anlaşmalarla 4 bin 100’den fazla İngiliz istihdamının desteklendiğini aktardı.
Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamında yapay zeka, veri merkezleri ve ileri düzey bilgi işlem alanlarındaki yatırımlarına dikkat çeken Fox, İngiltere’nin siber güvenlik ve uygulamalı araştırma alanlarındaki gücünün bu vizyonu tamamlayabileceğini ifade etti. Kuantum teknolojilerindeki gelişmelerin mevcut verileri savunmasız hale getirebileceğini belirten Fox, bunun “sadece teknoloji değil, başka araçlarla sağlanan ulusal güvenlik” olduğunu vurguladı.
Gri Bölge Tehditleri ve Küresel Muharebe Hava Programı (GCAP)
Yeni nesil savunma teknolojilerinde daha derin işbirliği olanaklarına değinen Fox, Suudi Arabistan’ın İngiltere, Japonya ve İtalya ortaklığında geliştirilen altıncı nesil savaş uçağı projesi Küresel Muharebe Hava Programı’na (GCAP) olan ilgisine işaret etti. Doğrudan katılım sözü vermek yerine, Riyad’ın projeye nasıl katkı sağlayabileceği ve bölgesel caydırıcılığı nasıl güçlendirebileceği üzerine “yapılandırılmış bir diyalog” kurulmasını önerdi.
Terörle mücadele işbirliğini “hayat kurtaran sessiz bir çalışma” olarak nitelendiren Fox, bu alanın artık dronlar, füzeler, vekil güçler ve devletleri açık bir savaşa girmeden istikrarsızlaştıran diğer “gri bölge” tehditlerini de kapsayacak şekilde genişlemesi gerektiğini belirtti.
İngiltere’nin yalnızca kriz anlarında varlık gösteren bir aktör yerine “güvenilir bir güvenlik ortağı” olması gerektiğini savunan Fox, caydırıcılık ile diplomasinin dengelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Fox, “Diplomasisiz caydırıcılık kalıcı çatışma riski taşır. Caydırıcılıksız diplomasi ise hüsnükuruntudan ibaret kalır” diyerek istikrarın sabırla inşa edilen ve güvenle sürdürülen bir sistem olduğunu dile getirdi.


İlk yorum yapan siz olun