EL HALİL – İşgal altındaki Batı Şeria’nın en büyük şehri olan El Halil’de, hem Müslümanlar hem de Yahudiler için kutsal sayılan İbrahim Camii (Yahudiler için Ataerkiller Mağarası), kentteki egemenlik mücadelesinin merkez üssü olmaya devam ediyor.
İsrailli yerleşimci Nitzan için bu kutsal mekan “tüm insanlığın görmesi gereken” bir yerken, Filistinli İssa Amro için İsrail’in şehir üzerindeki giderek artan baskısının bir sembolü haline gelmiş durumda. Hz. İbrahim’in de aralarında bulunduğu dini figürlerin mezarlarına ev sahipliği yaptığına inanılan alan, iki toplumun birbiriyle çatışan hak iddialarını yansıtıyor.
İki Farklı Dünyanın Kesiştiği Sıkı Güvenlik Bölgesi
Müslümanların İbrahim Camii olarak adlandırdığı türbe, yaklaşık 40 bin Filistinlinin 200 kadar İsrailli yerleşimci aileyle bir arada yaşadığı, ancak hareket ve güvenlik sistemlerinin tamamen birbirinden ayrıldığı, sıkı korunan bir bölgenin içinde yer alıyor.
İsrail makamları, güvenlik gerekçesiyle kilit sokaklara kontrol noktaları, bariyerler ve devriyeler yerleştirmiş durumda. Kısıtlı bölgede yaşamayan Filistinlilerin alana serbestçe girmesine izin verilmiyor.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in kısa süre önce türbenin planlama ve inşaat yetkileri de dahil olmak üzere yönetiminin İsrail makamlarına devredileceğini açıklaması, İsrailli yerleşimcileri sevindirirken Filistinlilerde büyük endişe yarattı.
“Büyük Bir Hapishanede Yaşıyoruz”
Yakınlardaki Kiryat Arba yerleşiminde yaşayan 36 yaşındaki İsrailli Nitzan, “Burası tüm insanlığın Tanrı’ya şükretmek için ziyaret etmesi gereken bir yer. Burada bir nevi atalarımızı ziyaret ediyoruz” diyor. Birlikte yaşamanın zor olduğunu belirten Nitzan, daha fazla ayrışmadan yana olduğunu vurgulayarak, “Filistinliler bizi burada istemiyor” ifadelerini kullanıyor.
Ancak kutsal mekanın gölgesinde yaşayan birçok Filistinli için durum çok farklı. Yerleşimcilerin işgal ettiği binaların yakınında yaşayan Filistinli aktivist İssa Amro, durumu şu sözlerle özetliyor:
“El Halil’de büyük bir hapishanede yaşıyor gibiyiz. Kontrol noktaları hareket özgürlüğümüzü kısıtlıyor, dışarıdan kimse evimize gelemiyor.”
Eski Şehir’deki pek çok Filistinli dükkân zamanla kapanırken, bir zamanlar canlı olan eski taş binalarla çevrili caddeler artık boş duruyor. Evinin camlarına taş atan İsraillilerin görüntülerini paylaşan Amro, yerleşimciler ve İsrail askerleri tarafından sık sık taciz edildiğini belirtiyor.
Tarihi Kökler ve Bölünmüşlük
1990’lardaki Oslo Anlaşmaları Batı Şeria’yı farklı kontrol bölgelerine ayırmıştı. 1997’de El Halil, “H2” adıyla doğrudan İsrail askeri kontrolü altında bir bölgeye (İbrahim Camii dahil) sahip tek Filistin şehri oldu. Kutsal mekan da Yahudiler ve Müslümanlar için ayrı girişleri olan iki bölüme ayrıldı.
Şehir uzun bir şiddet geçmişine sahip:
-
1929: İngiliz manda yönetimi sırasında yaşanan Arap-Yahudi çatışmalarında yaklaşık 70 Yahudi öldürüldü ve kentteki Yahudi topluluğu tahliye edildi.
-
1994: İsrailli-Amerikalı yerleşimci Baruch Goldstein, kutsal mekanda 29 Filistinli Müslümanı katletti.
“İsrail İçinde Bir Çin Mahallesi”
Uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen Batı Şeria’daki yerleşimlerde (Doğu Kudüs hariç) 3 milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor.
El Halil’deki bazı yerleşimci temsilcileri şehrin tamamen İsrail kontrolüne geçmesini istiyor. Yerleşimci toplumunun sözcüsü İsrailli-Amerikalı Ishai Fleischer, “Oslo’nun iptal edilmesini ve bu kasabanın İsrail kontrolüne geçmesini görmek istiyoruz” diyerek şöyle devam ediyor: “Bu, kendi Arap belediye başkanlarına ve kültürlerine sahip olamayacakları anlamına gelmiyor; geniş İsrail sınırları içinde bir ‘Çin Mahallesi’ gibi olabilirler.”
Filistinliler ise tamamen tahliye edilmekten korkuyor. İbrahim Camii Müdürü Moatz Abu Snena, Smotrich’in kararının “İbrahim Camii’nin kademeli olarak ele geçirilmesi, mekanın Yahudileştirilmesi ve İslami kimliğinin silinmesi” eğiliminin bir parçası olduğunu söylüyor.
Aktivist İssa Amro için ise mesele dini bir mekanın çok ötesinde:
“Kendi şehrimizde biz askeri hukuk altında yaşarken, İsrailliler sivil hukuk altında yaşıyor. Bu apartheid’dır; daha fazla ayrımcılık, daha fazla gasp ve etnik temizliktir.”


İlk yorum yapan siz olun