İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bağdat’ın Asırlık Kültür Mirası Dijitale Yeniliyor: Mütenebbi Caddesi’nde Kitap Kokusu Soluyor

BAĞDAT – Arap dünyasında yüzyıllardır dilden dile dolaşan “Kahire yazar, Beyrut basar, Bağdat okur” atasözü, tarihin en sessiz dönemlerinden birine tanıklık ediyor. Asırlar boyunca dünyanın dört bir yanından gelen kitap kurtlarının ve entelektüellerin cazibe merkezi olan Bağdat’ın tarihi Mütenebbi Caddesi, şimdilerde eski görkemli günlerini mumla arıyor.

Haziran ayının sakin bir yaz sabahında, caddenin o köklü geçmişinden geriye kalan izlerin yavaş yavaş silindiği görülüyor. Kaldırımlara serdiği kitapların başında dert yanan sahaflar, okuyucuların artık dijital kopyaları tercih etmesi nedeniyle hızla düşen satışlardan şikayetçi.

“35 Yıl Önce 50 Kitap Satardım, Bugün 5 Taneyi Zor Satıyorum”

Adını 10. yüzyılın ünlü şairi Ebu el-Tayyip el-Mütenebbi’den alan tarihi cadde, Arapça ve İngilizce binlerce eserin sergilendiği raflarla dolu. Ancak tozlanmaya yüz tutmuş bazı ciltlerin üzerine asılan “1 dolardan daha ucuz” tabelaları bile artık müşteri çekmeye yetmiyor.

Hafta sonunun başlangıcı olan ve normalde pazarın en yoğun günü sayılan cuma gününde konuşan 70’li yaşlarındaki sahaf Hüseyin Ali, derin bir hüzün içinde olduğunu belirtiyor:

“Bundan 35 yıl önce, böyle bir günde 50’den fazla kitap satardım. Bugün ise 5 taneyi zor satıyorum. Hiçbir karşılık almadan bu kadar sıkı çalışmak bana acı veriyor. Buraya gelmeye devam ediyorum çünkü hem bu işe çok alıştım hem de Mütenebbi’yi hâlâ ziyaret eden eski dostlarımı görmek istiyorum.”

Sosyal medyanın yaygınlaşmasının yaratıcılığı öldürdüğünü savunan Ali’nin tezgahında, astroloji ve psikoloji kitaplarının arkasında gizlenmiş dünya nadireleri de yer alıyor. Bunlardan biri de Irak ve İran’da varlığını sürdüren antik bir dini azınlık olan Sabiî Mendailere ait, dünyada eşi benzeri az bulunan kutsal metin “Büyük Hazine” (The Great Treasure).

“Hız ve Verimliliğe Tapıyoruz”

Yazılı metnin ilk formlarının bundan 5 bin yılı aşkın bir süre önce Mezopotamya’da, bugünkü adıyla Irak’ın güneyindeki El-Varka (Uruk) kentinde ortaya çıktığı düşünüldüğünde, bölgenin okuma kültürü köklü bir geçmişe dayanıyor. Ancak dijital çağ, bu alışkanlıkları kökten değiştiriyor.

Mütenebbi Caddesi’ne gelmek yerine internetten kitap bulmanın çok daha hızlı olduğunu söyleyen bilgisayar mühendisi İsa Adnan, çarpıcı bir tespitte bulunuyor: “Artık hız ve verimliliğe tapıyoruz. Bu yüzden eskisi kadar roman ve felsefe okumaya ilgi duymuyorum.”

Savaşları Atlattı Ama İnternet Çağını Geçemedi

Mütenebbi Caddesi, 1980’lerden bu yana Irak’ı sarsan savaş, ambargo ve şiddet sarmalına rağmen her zaman hayat dolu bir kültür feneri olarak kalmayı başarmıştı. Hatta 2007 yılında 30 kişinin ölümüne ve onlarca dükkanın yıkılmasına yol açan trajik intihar saldırısının ardından küllerinden doğmuş, birkaç yıl önce de büyük bir restorasyondan geçerek modern bir çehreye bürünmüştü. Ancak dijital dönüşümün etkisi, bombalardan daha kalıcı bir sessizlik yaratmış durumda.

26 yaşındaki genç sahaf Abdullah Abdülazim, dükkanını tanıtmak için sosyal medyayı aktif olarak kullandığını ancak yine de kâr edemediğini belirterek, “Kütüphanesi olmayan bir ev, hayal gücünden ve yenilikten yoksundur” sözleriyle sitem ediyor.

İlginin azalması nedeniyle yazar Hakim El-Şemmari, son kitabını bakanlıklara ve resmi kurumlara ücretsiz dağıtmak zorunda kaldığını söylerken, caddenin simgeleşmiş kafesinde oturan 70 yaşındaki İsmail El-Bayati de acı gerçeği onaylıyor: “Şu an Mütenebbi’de kitaba talep yok.”

Hayatı boyunca 500’den fazla kitap okuduğunu belirten El-Bayati, sırf sahaflara destek olmak ve içindeki okuma tutkusunu beslemek için sadece adına bakarak bile kitap satın almaya çalıştığını söylüyor. El-Bayati, modern dünyanın geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor:

“Bugün dünya, uyuşturucusunu kaybetmiş bir bağımlı gibi… Eğer internetimiz olmasa, sanki hepimiz öleceğiz.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir