İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsrail’in İran Saldırıları: Netanyahu’nun Trump ile İlişkilerinde Büyük Kumar

KUDÜS – İsrail’in İran’a yönelik son saldırıları, yalnızca topyekûn bir savaşın yeniden alevleneceği korkularını tetiklemekle kalmıyor; aynı zamanda Başbakan Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişkilere de zarar verme riskini taşıyor.

Trump’ın savaşın yeniden başlamasına sıcak bakmamasına rağmen, hem İsrail hem de İran uzun süredir ateşkesi tehdit eden bu gerilim sarmalına girmiş durumda. İki ülke, nisan ayında başlayan ateşkesin ardından ilk kez doğrudan karşı karşıya geldi.

Yaşanan sıcak gelişmelerle ilgili öne çıkan detaylar şu şekilde:

Karşılıklı Misillemeler ve Sert Çıkışlar: İsrail’in Beyrut’un güney mahallelerine düzenlediği saldırıların ardından İran, İsrail’e füze yağmuruyla karşılık verdi. Buna karşılık İsrailli yetkililerden sert tepkiler gecikmedi. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, duruma tepkisini “Bu gece Tahran yanmalı!” sözleriyle dile getirdi.

“Meşru Müdafaa” ve Bağımsızlık Vurgusu: ABD’nin misillemeyi önleme çabalarına ve Trump’ın Netanyahu’ya yönelik artan rahatsızlığına dair haberlerin gölgesinde, İsrail Başbakanı bir kez daha “meşru müdafaa hakkını” öne sürdü. Emekli albay ve savunma uzmanı Adi Bershadsky, sivil halka yönelik balistik füze saldırılarına egemen bir devletin tepkisiz kalmasının beklenemeyeceğini belirtirken, Yahudi Halkı Politikaları Enstitüsü’nden analist Yaakov Katz’a göre İran’a verilen mesaj net: Trump bir anlaşma istese bile “İsrail bağımsız hareket ediyor.”

Seçim Baskısı ve Siyasi Riskler

Ekim ayı sonuna kadar seçime gitmesi beklenen İsrail’de iç siyaset de alınan kararları doğrudan etkiliyor. Analist Michael Horowitz, hiçbir İsrailli liderin bir İran saldırısını karşılıksız bırakmayı kabul edemeyeceğini belirterek, eylemsiz kalınması durumunda Netanyahu’nun muhaliflerinin bu fırsatı değerlendirebileceğine dikkat çekiyor.

İsrail’in aleyhine olacağı düşünülen olası bir ABD-İran anlaşması yerine çatışmalara dönülmesini savunan Netanyahu’nun müttefikleri ve muhalifleri, başbakanın 2024’te söylediği şu sözü sık sık hatırlatıyor: “İsrail’deki bir başbakan, en iyi dostlarımıza bile hayır diyebilmelidir.”

Netanyahu’nun Trump’ı ilk kez bu kadar alenen devre dışı bıraktığını ve bunun bir “kumar” olduğunu ifade eden Horowitz, 28 Şubat’ta İran’a karşı birlikte başlattıkları taarruzdan bu yana her iki liderin de bu savaşta birbirine bağlı olduğunu vurguluyor. Ufuktaki seçimler öncesi kamuoyu önünde yaşanacak bir ayrışmanın her iki lidere de zarar verebileceği değerlendiriliyor.

Uzman Görüşleri ve Sahadaki Son Durum

Maariv gazetesi yorumcularından Anna Barsky, kararı daha fazla İran saldırısını ve vekil güçleri kışkırtabileceği için “riskli” ancak doğrudan bir füze saldırısına tepkisiz kalmanın kötü bir emsal yaratacağı için “anlaşılabilir” buluyor. İsrail’in “ABD ile ittifakı korurken bağımsız hareket etme yeteneğini kaybetmeme” ikilemini yaşadığına dikkat çeken Barsky, ABD başkanının Netanyahu’ya eşit bir ortak değil, ikincil bir aktör gibi davranmasının İsrail açısından asıl risk olduğunu belirtiyor.

Her iki tarafın da düşmanlıkları dizginlediklerini açıklamasıyla gerginlik şimdilik kontrol altına alınmış görünse de İsrail ordusu, Tahran’ın daha sert bir yanıt vereceği uyarılarına rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarına devam ediyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir