NEW YORK — Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, 100 günü aşkın süren kesintinin ardından Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine yeniden açılması küresel enerji ve ticaret akışını rahatlatacak. Ancak dünyanın en kırılgan ekonomileri toparlanma yolunda daha uzun, daha maliyetli ve belirsiz bir süreçle karşı karşıya.
“Hürmüz Boğazı Kesintileri: Yeniden Açılmanın Ötesinde — Kırılgan Ekonomiler Üzerindeki Kalıcı Etkiler” başlıklı belge, bu yılın ilk iki ayında boğazdan günlük gemi geçişlerinin istikrarlı bir ortalamada seyrettiğini, ancak 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ve İran savaşı sonrasında bu trafiğin durma noktasına geldiğini doğruluyor.
Rapora göre deniz taşımacılığı, Washington ve Tahran arasında su yolunun yeniden açılmasını da içeren ateşkes anlaşmasının Haziran ayı ortasında duyurulmasıyla toparlanmaya başladı. UNCTAD, boğazın yeniden açılma ihtimalinin bile ham petrol piyasalarını sakinleştirmeye başladığını; Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Doğu ve Rusya’daki gösterge fiyatların gerilimin tırmandığı dönemdeki zirve noktalarından gerilediğini belirtti.
Ancak kurum, diğer sektörlerdeki düşüş eğilimlerinin daha yavaş olduğu konusunda uyararak, boğaz açılmış olsa bile tahıl ve yağlı tohum navlun maliyetlerinin savaş öncesi seviyelerin çok üzerinde kaldığına dikkat çekti.
Küresel Ekonomide Zincirleme Reaksiyon
Rapor, petrol, gaz ve gübre sevkiyatları için kritik bir koridor olan kanaldaki deniz trafiğinin kesintiye uğramasının küresel ekonomi genelinde bir zincirleme reaksiyon başlattığı konusunda uyardı.
Sonuç olarak artan enerji fiyatları nakliye maliyetlerini yükseltti ve genel enflasyonu körükledi. Bu durum tarımsal üretim maliyetlerini artırarak gıda üretimini sekteye uğrattı ve iç piyasadaki gıda fiyatlarını yukarı çekti. Neticede savunmasız nüfuslar çok daha büyük bir gıda güvencesizliği ile karşı karşıya kaldı.
İncelenen tüm ülkeler arasında kurum, en az gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan küçük ada devletlerinin bu sorunlara karşı orantısız bir şekilde savunmasız olduğunu tespit etti. Veriler, düzinelerce ülkenin hem petrol hem de tahıl ürünlerinde “net ithalatçı” konumunda olmaları nedeniyle çifte riske maruz kaldığını ortaya koydu.
UNCTAD, gelişmekte olan küçük ada devletlerinin, bazı durumlarda gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) dörtte birine mal olan petrol ithalatına büyük ölçüde bağımlı olduğunu belirtti. En az gelişmiş ülkeler arasında ise tahıl ithalatı da ulusal bütçeler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Net tahıl ithalatının GSYH içinde en büyük payı aldığı ülkelerin başında Yemen, Kiribati ve Lesotho geliyor.
Kurum, bu tip ekonomilerin şokları absorbe edecek donanıma en az sahip ülkeler olduğunu vurguladı. Raporda; sıkı kamu maliyesi, yurt içi ve dışı kaynakları harekete geçirmedeki zorluklar, ağır borç ödeme yükleri, yüksek dış borca bağlı döviz kuru riskleri, düşen işçi dövizleri ve azalan uluslararası yardımların tamamının, bu ülkelerin fiyat şoklarını yumuşatma kapasitesini daralttığı kaydedildi.
Gıda Fiyatlarındaki Enflasyon ve Ağır İnsani Bedel
UNCTAD’a göre, enerji fiyatlarındaki şokların enflasyon üzerindeki etkileri COVID-19 pandemisinden bu yana daha kalıcı hale geldi. Enerji fiyatlarındaki %1’lik bir değişimin tüketici fiyatları üzerindeki kümülatif etkisi, artık pandemi öncesi döneme kıyasla çok daha büyük ve uzun soluklu.
Kurum ayrıca, petrol ve tahıl fiyatlarındaki artışları tetikleyen şoklar hafifledikten sonra bile gelişmekte olan ülkelerde gıda enflasyonunun tırmanmaya devam ettiğine dikkat çekti. Bu dinamik, Şubat ayında ABD ve İran arasındaki çatışmalar başladığında bir kez daha gözlemlenmişti.
Rapora göre, gıda fiyatlarındaki kısa vadeli artışların bile insani bedeli yıkıcı olabiliyor. Gelişmekte olan 44 ülkede 1,27 milyon okul öncesi çocuk üzerinde yapılan bir araştırmaya atıfta bulunulan raporda, gıda fiyatlarındaki %5’lik reel artışın çarpıcı sonuçları paylaşıldı:
-
Beş yaş altı çocuklarda erken çocukluk ölümleriyle bağlantılı akut yetersiz beslenme (çocuklarda zayıflama) riskinde %11 artış.
-
Bir yaşın altındaki bebeklerde bu riskte %15 artış.
-
Yoksul çocuklarda bu riskte %26 artış.
-
Kırsal kesimde yaşayan, topraksız ve yoksul hanelerdeki çocuklarda ise %9 artış.
Toparlanma Süreci ve Guterres’ten Çağrı
Uluslararası enerji fiyatlarının hızla dengelenebileceğini, ancak nakliye rotalarının ve değer zincirlerinin yeniden kalibre edilmesinin daha uzun süreceğini belirten kurum, ticaretin normalleşmesinin zaman alacağını ifade etti. Gıda üretim risklerinin yüksek kalmaya devam ettiği uyarısında bulunularak, bu yıl etkili olması beklenen güçlü “El Nino” hava olayının yarattığı endişelerin fiyat artışlarıyla birleştiği vurguladı.
Kurum, etkilenen ülkelere yönelik uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulunarak, azalan kalkınma yardımı seviyelerinin artan borç ödeme yükleriyle birleşmesinin, en fazla riske maruz kalan ekonomilerde toparlanmayı yavaşlatma tehdidi taşıdığı konusunda uyardı. Ayrıca, ticaret kaynaklarının çeşitlendirilmesi de dahil olmak üzere, ülkelerin karşılaştığı özel finansal kısıtlamalara uygun dayanıklılık önlemlerine yatırım yapılması tavsiye edildi.
Raporda görüşlerine yer verilen BM Genel Sekreteri Antonio Guterres şu ifadeleri kullandı:
“Son kesintilerden kaynaklanan şoklar aylarca hissedilecek ve en ağır bedeli gelişmekte olan ülkeler ödeyecek.”
Guterres, tüm tarafları ateşkes anlaşmasına uymaya ve anlaşmayı sürdürmek için çabalarını iki katına çıkarmaya çağırdı.


İlk yorum yapan siz olun