İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“İnsan Yerine Konmuyoruz”: Tunus’taki Göçmenler Baskı Altında Ülkelerine Dönmeye Zorlanıyor

Tunus’a ulaşmasının üzerinden henüz bir yıl bile geçmemiş olan Ganalı Michael Oppona’nın ülkesine dönmek gibi bir planı yoktu. Ancak yerel yetkililerin giderek artan sert baskılarıyla karşı karşıya kalan Oppona, evine dönmek isteyen binlerce Sahra altı göçmenden yalnızca biri.

Pek çok göçmen, köken ülkelerine ücretsiz dönüş için kayıt yaptırdı. Ancak insani yardım kuruluşları, birçok göçmen ve mültecinin kendi iradeleri dışında ülkeden çıkarıldığını belirtiyor. Eşi ve iki küçük çocuğuyla Sahra Çölü’nü aşarak Tunus’a ulaşan 37 yaşındaki Oppona için Avrupa hayali, Tunus ile 2023’te imzalanan göçmen geçişlerini engelleme anlaşmasının ardından suya düştü. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) Tunus’taki merkezinin yakınında “gönüllü dönüş” randevusu için bekleyen Oppona, “Buradaki insanlar, hükümet… Bize insan değilmişiz gibi davranıyorlar” diyor.

Tunus’taki birçok Sahra altı göçmen, Cumhurbaşkanı Kays Said’in 2023’te “yasadışı göçmen sürülerinin” demografik bir tehdit oluşturduğunu öne sürdüğü konuşmasının ardından giderek zorlaşan koşullarla mücadele ediyor.

IOM verilerine göre, 1 Ocak ile 31 Ağustos tarihleri arasında 4.965 göçmenin ülkesine dönmesine yardımcı olundu. IOM’nin programından bağımsız olarak Tunus hükümeti de Safakes (Sfax) şehri yakınlarında büyük bir “dönüş merkezi” işletiyor. Haziran ayında AFP’ye konuşan bir Tunus Ulusal Muhafız yetkilisi, son 12 ayda yaklaşık 5.000 göçmenin ülkelerine gönderildiğini ve artık “neredeyse her gün” dönüş uçuşlarının planlandığını belirtmişti.

“Gönüllü Dönüş Değil, Sınır Dışı”

İnsani yardım kaynakları ise bu geri dönüşlerin “gönüllü” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini; ırkçılık da dahil olmak üzere sosyo-ekonomik ve siyasi baskıların göçmenleri Tunus’u terk etmeye kasten zorladığını savunuyor. Bir kaynak durumu, “Bunlar açıkça sınır dışı etme eylemleridir” sözleriyle özetliyor.

Kaynaklar ayrıca, göçmenlerin kendi ülkelerinde güvende olmamalarına rağmen ayrılmaya zorlandıkları durumlar olduğunu belirtiyor. Yetkililerin, göçmenlerin dönüş merkezlerinde yaklaşık iki hafta kaldığını iddia etmesine karşın, özellikle belgesi olmayan kişiler için bu sürecin aylar sürebildiği ifade ediliyor. Hükümetin dönüş programına dair resmi bilgi eksikliği endişe yaratırken, tutulma koşullarının belirsiz olduğu ve bazı göçmenlerin yanlış ülkelere veya son dönemde artan bir şekilde Libya’ya gönderilmiş olabileceği belirtiliyor. Temmuz ayında BM uzmanları, Tunus-Libya sınırındaki “kitlesel gözaltı, sınır dışı ve insan kaçakçılığı sistemi” iddialarından duydukları alarm durumunu dile getirmişti.

Hak İhlalleri ve Avrupa Birliği’ne Tepkiler

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü’nün de aralarında bulunduğu 40’tan fazla küresel STK, temmuz ayında yaptıkları ortak açıklamada, Tunus’taki mülteci ve göçmenlerin ırkçı şiddet, keyfi gözaltı, toplu sınır dışı, işkence ve tecavüz gibi ağır hak ihlallerine maruz kaldığını duyurdu. Bu açıklama, Avrupa Birliği’nin düzensiz geçişleri durdurması karşılığında Tunus’a finansman ve ekipman sağlamasını öngören tartışmalı anlaşmanın üçüncü yıl dönümünde yapıldı. STK’lar, anlaşmanın “insan hakları ve onuru pahasına” yapıldığını belirterek AB’yi “suç ortağı” ilan etti. Göçmenleri destekleyen örgütlere yönelik baskılar ve BM mülteci örgütünün 2024’te faaliyetlerini askıya alması da binlerce kişinin yardıma erişimini engelledi.

Takma isimler kullanan 24 yaşındaki Moussa ve 22 yaşındaki Karim de üç yıl önce Avrupa’ya geçme hayaliyle Gine’den gelmiş. IOM önünde dönüş için bekleyen Karim, “Artık gitmek imkansız, kalmak da imkansız” derken; sesi titreyen Moussa artan baskıyı şu sözlerle anlatıyor:

“Artık daha fazla baskı var. Özgür değilsiniz. Polis hiçbir yere gitmenize, çalışmanıza veya yiyecek bir şeyler almanıza izin vermiyor. O zaman neden eve dönmeyelim ki?”

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir