İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Irak’ın Son Milis Silahsızlanma Vaatleri Devlet Otoritesi İçin Gerçekte Ne Anlama Geliyor?

LONDRA – Iraklı yetkililer sık sık “milisler çağının” sona ermekte olduğunu söylemekten hoşlanıyor. Kağıt üzerinde, geçtiğimiz birkaç hafta da bu söylemi destekler nitelikte görünüyor.

İran destekli sertlik yanlısı gruplardan Asayib Ehlil Hak, silahlarını devlet kontrolüne bırakarak Haşdi Şabi’den (Halk Seferberlik Güçleri) ayrılacağını duyurdu. Bu hamle; Ketaib el-İmam ile nüfuzlu Şii lider Mukteda es-Sadr’a bağlı Seraya es-Selam (Barış Tugayları) tarafından atılan benzer adımların ardından geldi.

İlk bakışta bu kararlar; uzun süredir parçalanmış, iç içe geçmiş ve zaman zaman birbiriyle çatışan komuta zincirleriyle tanımlanan Irak güvenlik sisteminin yeni bir düzene doğru ilerlediğini gösteriyor olabilir. Ancak birçok Iraklı için asıl soru, bu yapıların ne ilan ettiği değil, ne kadar ileri gideceğidir. Silahsızlanma komiteleri ve özenle kaleme alınmış resmi bildiriler, Bağdat’ın siyasi tiyatrosunun oldukça tanıdık unsurlarıdır. Asıl test; yıllarca cephanelikler, ekonomik nüfuz ve kayırmacılık ağları inşa etmiş olan bu grupların, güçlerinden gerçekten feragat etmeye hazır olup olmadıklarıdır.

Başbakan el-Zeydi’nin Sınavı ve Washington’ın Baskısı

Mayıs ayında göreve başlamasından bu yana Başbakan Ali el-Zeydi, “silahların devlet elinde toplanması” meselesini gündeminin merkezine yerleştirdi. Bu mesaj, hem Irak kamuoyunu hem de uzun süredir Bağdat’a milisleri dizginlemesi için baskı yapan Washington’ı hedef alıyor.

Söz konusu silahsızlanma ilanları, Washington’ın Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından övgüyle karşılandı ve Barrack bu gelişmeyi “ileriye doğru atılmış önemli bir adım” olarak nitelendirdi. Ancak el-Zeydi için milisler dosyasında ilerleme kaydetmek, uluslararası ilişkileri sürdürmenin ve Irak’ın egemenliğini kanıtlamanın bir ön koşulu haline gelmiş durumda.

Chatham House’da araştırmacı olan Hayder el-Şakeri, Arab News‘e yaptığı açıklamada, “Siyasi seçkinler arasında, ABD baskısının Haşdi Şabi ve silahlı gruplar meselesini kaçınılmaz hale getirdiğine dair bir kabul var. Ancak yeni hükümeti istikrarsızlaştırabilecek doğrudan bir cepheleşmeye de pek sıcak bakılmıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Haşdi Şabi’nin Evrimi ve Kurumsallaşan Gücü

Bu konudaki aciliyet hissi, Haşdi Şabi’nin (PMF) geçirdiği evrimde yatıyor. 2014 yılında Irak’ın en güçlü Şii mercii Ayetullah Ali es-Sistani’nin fetvası üzerine kurulan bu tamamen gönüllü güç, ordunun DEAŞ karşısında çökmesinin ardından devleti kurtarmayı amaçlıyordu. Sistem, halihazırda var olan silahlı grupları ve yeni oluşumları tek bir çatı altında topladı.

Zamanla bu yapı; Sadr yanlısı oluşumlar, Sünni aşiret birimleri ve daha küçük Hristiyan, Türkmen ve Ezidi güçlerin yanı sıra Bedir Örgütü ve Asayib Ehlil Hak gibi İran yanlısı milislerin egemenliğine girdi.

2016 yılında çıkarılan bir yasa, Haşdi Şabi’yi doğrudan başbakana bağlı, kendi komisyonu, rütbe sistemi ve bütçe kalemi olan “bağımsız” bir güvenlik gücü olarak tanıdı. Bu yasa milislerin maaşlarını, statülerini ve siyasi nüfuzlarını güvence altına aldı; ancak dış bağlılıklarını, özerk komuta yapılarını veya ekonomik çıkarlarını ortadan kaldırmaya yetmedi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir