Lübnan ve İsrail arasında Roma’da gerçekleştirilen 7. tur görüşmeler, yeni bir “pilot bölge” üzerinde anlaşmaya varılamadan üç günlük mesainin ardından sona erdi. Taraflar arasında doğrulama mekanizması ve diğer kritik başlıklardaki tartışmalar sürerken, Güney Lübnan’da sahada devam eden gerilimin gölgesinde müzakerelerin yeni turlarla devam etmesi bekleniyor.
Lübnanlı milletvekilleri diyaloğun sürdürülmesinin anlamı konusunda bölünmüş durumda. Ancak siyasetçilerin büyük bir kısmı, sürecin tek bir tura bakılarak değerlendirilemeyeceği konusunda hemfikir. Süreci destekleyenler, art arda yapılan toplantıların sahadaki aksiliklere ve ihlallere rağmen aşamalı kazanımlar üretebileceğini ve daha ileri müzakere aşamalarının önünü açabileceğini savunuyor. Eleştirenler ise somut sonuçların eksikliğinin, çabaları yalnızca İsrail’in işine yarayan “ucu açık müzakerelere” dönüştürme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Uygulama İçin Zemin Hazırlığı
Güçlü Cumhuriyet Bloku Milletvekili Gassan Hasbani, mevcut süreci Güney Lübnan’ı istikrara kavuşturmayı amaçlayan mekanizmalar geliştirme çabası olarak nitelendiriyor. Hasbani, koşulların henüz yeniden savaş çıkma veya ihlallerin devam etme ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak noktaya gelmediğini de kabul ediyor.
Asharq Al-Awsat’a konuşan Hasbani, süreci şu sözlerle değerlendirdi:
“Müzakereler, Lübnan ordusunun Güney Lübnan’da kontrolü devralması ve konuşlanması için bir mekanizma veya model oluşturan, daha sonraki ve daha belirleyici bir aşamanın hazırlıkları gibi görünüyor. Bunlar ucu açık müzakereler değil, doğal bir ilerleme. Mevcut diyaloğu, Güney Lübnan’da istikrarı koruyacak mekanizmalar geliştirmek için yeni veya ek bir yol olarak görüyorum. Büyük, nihai veya belirleyici anlaşmalara yol açmıyor olabilir ancak bu ileriye doğru atılmış bir adımdır.”
Hasbani, “çerçeve anlaşmasını” ise ordu konuşlanması için model teşkil edebilecek bir gerilimi düşürme adımı olarak tanımlıyor.
“İsrail Hiçbir Şey Vermeden Müzakere Ediyor” Eleştirisi
Meclis Başkanı Nebih Berri’nin liderliğindeki Kalkınma ve Kurtuluş Bloku Milletvekili Muhammed Hoca ise tam tersi bir görüşe sahip. Lübnan’ın fiilen “ucu açık müzakereler” evresine girdiğini savunan Hoca, İsrail’in siyasi veya askeri tavizler vermeden diyaloğu kendi başına bir amaca dönüştürdüğünü vurguluyor.
“İsrail müzakere ediyor ama karşılığında hiçbir şey sunmuyor” diyen Hoca, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın İsrail’in Lübnan’dan, Golan Tepeleri’nden veya Gazze’den çekilmeyeceği yönündeki açıklamalarına atıfta bulunarak Tel Aviv’in taviz vermeme kararını çoktan aldığını ifade etti.
Blokunun doğrudan müzakerelere karşıtlığını yineleyen Hoca, çerçeve anlaşmasını da eleştirerek bu anlaşmanın tüm sorunu Lübnan’ın omuzlarına yüklerken İsrail’e Beyrut’un aleyhine istediğini verdiğini söyledi:
İsrail’in Mısır ve Filistinlilerle yıllarca süren müzakere deneyimlerine dikkat çeken Hoca, Tel Aviv’in diyaloğu uzatmaktan fayda sağladığını belirtti.
Diplomatik çabaları güneyde artan şiddetle ilişkilendiren Hoca, “Lübnan için hiçbir sonuç üretmeyen bir süreci takip etmenin bir faydasını görmüyorum. Her geçen gün köylerin, mahsullerin ve tarım arazilerinin yakılmasının yanı sıra saldırılar, cinayetler ve daha şiddetli patlamalar görüyoruz,” ifadelerini kullandı.
Kümülatif İlerleme ve Belirli Hedefler
Milletvekili Mark Daou ise turların “ucu açık müzakereler” olarak nitelendirilmesini reddederek, her turun tanımlanmış bir amacı olduğunu ve kümülatif adımlarla ilerleme kaydedildiğini savundu.
Sürecin normal seyrinde ilerlediğini belirten Daou, “Karşımızda ucu açık müzakereler veya sırf müzakere etmiş olmak için yapılan kalıcı görüşmeler olduğuna inanmıyorum. Her turun net bir hedefi ve belirli bir amacı var. Bir sonraki aşamaya geçilmeden önce belirli sorunlar gündeme getiriliyor, ele alınıyor ve yanıtlanıyor,” dedi.
Daou’ya göre İsrail’in müzakere turları öncesinde askeri gerilimi artırması, sonuçları etkilemeye yönelik bir girişim. Uluslararası baskının İsrail’i anlaşılanları uygulamaya zorlamak üzerinde yoğunlaştığını belirten Daou, “Savaş henüz bitmedi ve İsrail hâlâ Lübnan topraklarının bir bölümünü işgal ediyor. Aynı zamanda pratik mekanizmalar yavaş yavaş şekillenerek üzerine inşa edilebilecek geçici kazanımlara olanak tanıyor,” değerlendirmesinde bulundu.
‘Ucu Açık’ Demek İçin Çok Erken
Eski Lübnan Washington Büyükelçisi Antoine Chedid ise daha diplomatik bir yaklaşım sergileyerek, Roma’daki görüşmeleri “ucu açık” olarak adlandırmak için henüz erken olduğunu söyledi. Chedid’e göre sürecin temel amacı, çerçeve anlaşmasını tamamlamak ve kademeli olarak yeni aşamalara geçmek.
Chedid, süreci şöyle özetledi: “Bu turun amacı, Zavtar el-Garbiye (Zawtar al-Gharbiyeh) pilot bölgesiyle başlayan çerçeve anlaşmasını uygulamaya devam etmek ve ikinci aşamaya geçmektir. Bunu ucu açık bir müzakere çerçevesi olarak yargılamak için çok erken. Şu an olan şey, sınırsız veya hedefsiz müzakereler başlatmaktan ziyade çerçeve anlaşmasının belirli aşamalarının yürütülmesidir.”


İlk yorum yapan siz olun