NEW YORK — ABD destekli Gazze barış planını destekleyen 2803 sayılı Güvenlik Konseyi kararının kabul edilmesinden yedi ay sonra, bölgedeki ateşkes kırılganlığını koruyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, perşembe günü konsey üyelerine yaptığı uyarıda, insani toparlanma sürecinin tehlikeli boyutta eksik kaldığını belirtti.
Fletcher, Filistinlilerin her gün öldürülmeye devam ettiğini, yaklaşık bir milyon insanın yeterli barınaktan yoksun olduğunu ve bölgedeki çocukların yüzlerini ısıran fareler nedeniyle uykularından uyandığını ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik “Gazze Çatışmasını Sona Erdirme Kapsamlı Planı”nı onaylayan 2803 sayılı kararın ölçülebilir kazanımlar sağladığını belirten Fletcher, ancak bu kazanımların temel ihtiyaçların karşılanmasından ziyade yalnızca “felaket tablosundan bir adım uzaklaşma” anlamına geldiğini vurguladı:
“Gazze, insani yardım alanındaki geçici çözümler ve Filistinlilerin azmi sayesinde ayakta duruyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil.”
Ateşkes Sonrası Can Kayıpları Sürüyor
Güvenlik Konseyi söz konusu kararı kabul ettiğinde, Ekim 2023’te başlayan İsrail-Hamas savaşında 67.000’den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş ve Gazze’deki binaların ve yolların dörtte üçünden fazlası hasar görmüş veya yıkılmıştı.
Fletcher, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 1.000 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve UNICEF’in raporlarına göre bu ölümlerin 250’den fazlasının çocuk olduğunu hatırlatarak konseye şu sözlerle seslendi:
“Çocuklar birer insan ve potansiyel komşu olarak değil de ‘ikincil hasar’ ve ‘potansiyel terörist’ olarak tanımlandığında işte böyle olur.”
“Kısmi İyileşmeler Var Ama Kriz Derin”
Fletcher, ateşkesin sağlanmasından bu yana önemli insani ilerlemeler kaydedildiğini kabul etti. Konseyde paylaşılan verilere göre:
-
İnsani yardım misyonlarının reddedilme oranı yüzde 31’den yüzde 11’e düştü.
-
Yatağa aç girdiğini bildiren hanelerin oranı yüzde 92’den yüzde 36’ya geriledi.
-
Gazze artık “kıtlık” (Faz 5) kategorisinde sınıflandırılmasa da, Faz 4 olan “ciddi kriz” seviyesinde kalmaya devam ediyor.
-
Ateşkes öncesi seviyelere göre yüzde 72’lik bir artışla, BM ve ortakları tarafından günde ortalama 108 olmak üzere 21.000’den fazla kamyon dolusu yardım teslim edildi.
-
600.000’den fazla kişiye barınak yardımı ulaştırıldı ve 100 sınıf onarıldı.
Ancak Fletcher, Gazze’de hala tam kapasiteyle çalışan tek bir hastane bile olmadığını, 1,1 milyon çocuk için temiz suya erişimin günlük bir belirsizlik olmaya devam ettiğini ve sanitasyon koşullarının o kadar kötüleştiğini, doktorların fare ısırığı vakalarında ciddi bir artış rapor ettiğini belirterek, “Bunun ne anlama geldiğini bir düşünün” dedi.
Nüfusun yüzde 70’i hala uygun barınaklara ihtiyaç duyuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre, İsrailli yetkililerin askeri amaçlarla kullanılabileceğini iddia ettiği (protez uzuvlar dahil) “çift kullanımlı” malzemelere yönelik kısıtlamalar kritik tedarikleri engelliyor.
Yardım Çalışanları İçin Dünyanın En Tehlikeli Yeri
“Silahları susturmak yetmez, onuru da geri vermeliyiz” diyen Fletcher, Gazze’nin yardım çalışanları için dünyadaki en tehlikeli yer olmaya devam ettiğini ekledi. Yaklaşık üç yıl içinde bölgede 600’e yakın insani yardım çalışanı öldürüldü. Ayrıca, 2026 insani yardım çağrısı hedefinin dörtte birinden daha azının finanse edilebildiği uyarısında bulundu.
Fletcher ayrıca Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te kötüleşen koşullara dikkat çekti. Sadece 2026 yılında yerleşimci şiddetine dair 1.000’den fazla olay kaydedildiğini (günde ortalama altı olay) belirten Fletcher, İsrailli yetkililerin “gönüllü göç” çağrılarının uluslararası hukuku ihlal edecek şekilde işgal altındaki toprakların demografik yapısını değiştirmek üzere tasarlandığını ifade etti.
Oxfam: “Sınırı Geçen Kamyon, Aileye Ulaşan Yardım Demek Değil”
Konseyde ayrıca Oxfam’ın Küresel İnsani Politika Lideri Bushra Khalidi de söz aldı. Ateşkesin “başarısız olduğunu” ve sadece sınırı geçen yardım kamyonlarının sayısını vurgulamanın, ailelere ulaşmadaki daha derin bir başarısızlığı maskelediğini söyledi.
Khalidi, kumaş bir çadırda yaşayan ve farelerin çadırı kemirerek aile yemeğini nasıl kirlettiğini anlatan üç çocuk annesi Eman’ın ve su toplamak için saatlerce yürümek zorunda kalan Tahrir’in sahadaki tanıklıklarını aktardı.
Yardımlar yerel pazarlara ulaşsa bile fiyatların ulaşılamaz seviyelerde olduğuna dikkat çeken Khalidi, buğdayın savaş öncesi fiyatının 5 katı, yumurtanın 4-5 katı ve mutfak tüpünün 2 katından daha pahalı olduğunu belirtti. İsrail’in Mart 2025’ten bu yana Oxfam ve diğer birçok yardım grubunun Gazze’ye malzeme sokmasını tamamen yasakladığını hatırlatan Khalidi sözlerini şöyle noktaladı:
“İlkeli insani yardım çalışanlarını engellemek, daha geniş çaplı bir toplu cezalandırmanın parçasıdır… Amacımızın ve irademizin zirvesinin; çocukların hayatta kalacak kadar kalori alabildiği, sürekli bombalanmaktan kurtulduğu ancak yine de aç kaldığı, fareler tarafından ısırıldığı, evsiz ve okulsuz bırakıldığı bir dünya olmasına izin veremeyiz.”


İlk yorum yapan siz olun