Yaklaşık kırk yıldır askeri kanadını siyasi kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak sunan Hamas, 1987’deki kuruluşundan bu yana İsrail ile defalarca savaştı, uluslararası baskılara direndi ve İsrail işgali sürdükçe silahlı direnişin zorunlu olduğunu savundu. Ancak örgütün yakın zamanda daha geniş çaplı bir siyasi çözümün parçası olarak silahsızlanmayı tartışmaya istekli olduğunu duyurması, küresel çapta büyük bir dikkat çekti.
Öne sürülen şartlar; İsrail’in geri çekilmesi, kalıcı bir ateşkes ve bir Filistin devletinin kurulması gibi ağır koşullara bağlı olsa da, bu durum mevcut savaşın başından bu yana Hamas’ın kendini tanımlayan askeri kapasitesinden vazgeçme ihtimalini ilk kez kamuoyu önünde değerlendirmesi anlamına geliyor.
Bunun gerçek bir stratejik değişim mi yoksa sadece yeni bir müzakere taktiği mi olduğu ise yoğun bir şekilde tartışılmaya devam ediyor.
Masadaki Kapsamlı Çerçeve
ABD Başkanı Donald Trump’ın “Barış Kurulu” etrafında şekillenen diplomatik ivme ile birlikte, çatışmanın sadece askeri operasyonlar, rehine takasları ve insani erişim ekseninden çıkıp siyasi bir zemine taşınması hedefleniyor.
Önerilen çerçeve, aşağıdaki adımların eş zamanlı olarak yürütülmesini öngörüyor:
-
Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılması.
-
İsrail güçlerinin Gazze’den aşamalı olarak geri çekilmesi.
-
Bölgeye uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması.
-
Teknokratik bir Filistin yönetiminin kurulması.
-
Kapsamlı bir yeniden inşa sürecinin başlatılması.
ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi ve eski Orta Doğu Savunma Bakan Yardımcısı Daniel Shapiro, sürece dair temkinli iyimserliğini şu sözlerle ifade ediyor:
“Trump’ın Barış Kurulu tarafından duyurulan anlaşma uygulanırsa, Filistin devletine doğru ilerlemeyle eş zamanlı olarak Arap-İsrail entegrasyonunu genişletecek yenilenmiş bir diplomasiye büyük bir alan açacaktır. Ancak bu büyük bir ‘eğer’. Süreci baltalayacak çok fazla unsur var. Hamas’ın geçmişte anlaşmaları kabul etmiş gibi görünüp, aslında şartlarla dolu metinler sunduğu uzun bir tarihi var. Silahsızlanma anlaşmasından geri adım atmaları, geçmiş pratikleriyle uyumlu olacaktır.”
“Kuzey İrlanda” Modeli Mümkün mü?
Hamas’ın kuruluş bildirgesi İsrail’in varlığını reddederken, sonraki siyasi belgelerde bu dil yumuşatılmış ancak silahlı direniş merkezi bir ilke olmaktan çıkarılmamıştı. Örgütün askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, tünel ağları, roket ve dron üretimleriyle bölgenin en zorlu silahlı güçlerinden biri haline geldi. Ancak harabeye dönen Gazze ve örgütün üst düzey komuta kademesinin ağır kayıplar vermesi, sahadaki gerçeklikleri değiştirdi.
Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’ndan Uluslararası İlişkiler Profesörü Yossi Mekelberg, sürecin detaylarına odaklanılması gerektiğini belirtiyor:
“Önemli olan; Kuzey İrlanda’dakine benzer bir süreç yaratıp yaratamayacağınızı görmek ve silahları kullanım dışı bırakarak tehlikeyi azaltmaktır. Bu durum, İsrail’i Gazze’yi neden işgal etmeye devam ettiğini ve neden geri çekilmeye hazır olmadığını haklı çıkarmak zorunda bırakacaktır.”
Mekelberg ayrıca, silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerinin tamamen paralel ilerlemesi gerektiğini vurguluyor: “Geri çekilme olmadan silahsızlanma veya silahsızlanma olmadan geri çekilme olamaz. Her adımın doğrulandığı paralel bir süreç işlemelidir.”
İsrail’in İkilemi ve Netanyahu’nun Çıkmazı
Hamas’ın deklarasyonu İsrail için karmaşık bir ikilem sunuyor. Bir yanda savaşın başından beri hedeflenen “Hamas’ın silahsızlandırılması” amacına müzakere yoluyla ulaşma ihtimali varken, diğer yanda derin bir güvensizlik hakim. İsrailli yetkililer, Hamas’ın gizli mühimmat depolarını teslim edip etmeyeceğini veya silahlı direnişi kalıcı olarak bırakıp bırakmayacağını sorguluyor.
Siyasi hesaplar da durumu daha da zorlaştırıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail’in geri çekilmesini Hamas’ın silahsızlanmasına bağlayan veya örgüte gelecekte siyasi bir rol tanıyan her türlü düzenlemeye şiddetle karşı çıkan koalisyon ortaklarının baskısı altında.
Atlantic Council’den strateji ve güvenlik uzmanı Gina-Abercrombie-Winstanley, Netanyahu’nun tutumuna dair şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Gazzeliler, Hamas’ın silahlarını Filistinli bir yönetim organına teslim etmesinin her gün yaşanan ölümleri durduracağını umabilir. Ancak Gazzeliler Netanyahu’yu iyi tanıyor. Siyasi geleceğini korumak için bu anlaşmaya tam uyum sağlamaya direnecek, Gazze Şeridi’nde daha fazla İsrail kontrolünü destekleyen ve on yıllardır bir Filistin devletini engellemekle övünen bir liderden bahsediyoruz.”
Gazze’yi Kim Yönetecek?
Diplomatik tartışmaların merkezindeki bir diğer çözümsüz soru ise Hamas’ın askeri rolünden vazgeçmesi halinde Gazze’yi kimin yöneteceği.
Mevcut barış planı, uluslararası gözetim altında geçici bir teknokratik Filistin yönetimini öngörüyor. Ancak uzun vadede Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye dönüp dönmeyeceği, seçimlerin yapılıp yapılamayacağı ve Hamas’ın tamamen siyasi bir harekete dönüşüp dönüşemeyeceği belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, kalıcı çözümün Gazze ve Batı Şeria’yı tek bir bütün olarak ele alan ve seçimlerle desteklenen organik bir yapıdan geçtiği konusunda hemfikir.
Söylemden Eyleme Geçiş
Şu an için Hamas’ın deklarasyonu cevaplardan çok soruları beraberinde getiriyor:
-
Hamas’ın silahsızlanmasını kim denetleyecek?
-
Uyumluluk nasıl doğrulanacak?
-
İsrail, Hamas’ın tamamen askeri olarak yenilgisinde ısrar etmek yerine uluslararası gözetim altındaki bir süreci kabul edecek mi?
-
Onlarca yıllık derin güvensizliğin ardından, taraflar böyle bir anlaşmayı kendi kamuoylarına kabul ettirebilecek mi?
Tüm bu belirsizliklere rağmen, Hamas’ın açıklamasının asıl önemi nelerin değiştiğinden ziyade nelerin “tartışılabilir” hale geldiğinde yatıyor. Mevcut çatışmanın patlak vermesinden bu yana ilk kez müzakereler; geçici ateşkesler ve rehine takaslarının ötesine geçerek Gazze’nin uzun vadeli siyasi ve güvenlik geleceği gibi çok daha büyük bir soruya uzanıyor.
Bu adımın gerçek bir siyasi geçişin başlangıcı mı, yoksa gerçekleşmemiş bir başka diplomatik hamle mi olacağını ise sadece açıklamalar değil, tarafların benzeri görülmemiş bu söylemleri eyleme dökme konusundaki istekleri belirleyecek.


İlk yorum yapan siz olun