Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Aden Körfezi, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki ticari deniz trafiğine yönelik tehditlere karşı koymak amacıyla 14 ülkenin katılımıyla yeni bir çok uluslu deniz gücü oluşturulduğunu duyurdu.
Uluslararası yorumcular için sürpriz niteliği taşıyan bu benzeri görülmemiş inisiyatif, ağırlıklı olarak Müslümanlardan oluşan 14 ülkenin denizcilik uzmanlığını ve askeri varlığını tarihi bir iş birliğiyle bir araya getiriyor.
Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi enerji politikaları ve jeopolitik uzmanı Neil Quilliam, kararı değerlendirirken, “Suudi Arabistan halihazırda Kızıldeniz Konseyi’nin bir üyesi, ancak bu eylemi neden gerçekleştirdiklerini anlayabiliyorum. Direksiyonun başına geçmeyi ve bu yeni gönüllüler koalisyonunu bir araya getirmeyi çok istiyorlar. Suudi Arabistan otoritesini ortaya koymanın ve bir dereceye kadar kontrol sağlamanın tam zamanı olduğunu düşünüyor,” ifadelerini kullandı.
Türkiye de Kurucu Üyeler Arasında
Kızıldeniz’in son aylarda Suudi petrolü için önemli bir çıkış noktası haline gelmesinin yanı sıra, perşembe günü Riyad’da düzenlenen toplantıya 43 devlet ve kuruluşun katılması, bu su yolunun küresel ticaret için taşıdığı evrensel önemin altını çiziyor.
İttifakın kurucu üyeleri arasında şu ülkeler yer alıyor:
-
Suudi Arabistan
-
Kuveyt
-
Bahreyn
-
Katar
-
Pakistan
-
Türkiye
-
Mısır
-
Ürdün
-
Yemen
-
Bangladeş
-
Nijerya
-
Sudan
-
Cibuti
-
Somali
Mevcut durumda Amerikan veya Avrupa donanmaları ittifakın bir parçası değil. ABD’nin konferansa davet edilip edilmediği belirsizliğini korurken, Avrupa Birliği toplantıda temsil edilmesine rağmen üye listesinde yer almadı.
Suudi Arabistan İttifakın Merkezine Ev Sahipliği Yapacak
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Riyad’daki toplantıda ticari gemilere, enerji tankerlerine ve denizcilik altyapısına yönelik artan tehditlerin ele alındığı belirtildi. Toplantıda ayrıca ittifakın kuruluş düzenlemeleri de masaya yatırılırken, uluslararası toplumun Suudi Arabistan’ın liderliğine duyduğu güvenin bir yansıması olarak krallığın “kurucu ve lider devlet” statüsünde ittifakın merkezine ev sahipliği yapacağı vurgulandı.
Katılımcı ülkelerin askeri planlamacılarının, ittifakın tüzüğünü, komuta-kontrol mekanizmalarını ve organizasyon yapısını tamamlamak üzere detaylı planlama çalışmalarına devam edeceği bildirildi.
Zamanlama ve Mevcut Tehditler
Bu adımın, İran destekli Husi milislerinin Kızıldeniz’in güney ucundaki Babülmendep Boğazı’na abluka uygulayarak küresel petrol tedariki üzerindeki baskıyı artırma tehdidinden sadece bir hafta sonra atılması dikkat çekti. Uzmanlar, böylesine kapsamlı bir komuta yapısının bir gecede kurulamayacağını, bu nedenle arka planda uzun süredir hazırlık yapıldığını ancak Husilerin son eylemlerinin süreci hızlandırdığını belirtiyor.
Açıklamada, ABD’nin Aralık 2023’te başlattığı “Refah Muhafızı Operasyonu” (Operation Prosperity Guardian) ve AB’nin Şubat 2024’te devreye soktuğu “Aspides Operasyonu”na doğrudan bir atıf yapılmadı. Husilerin saldırıları, Ocak 2025’teki Gazze ateşkesiyle durmuş olsa da bu yılın mart ayında yeniden başlamış ve Suudi limanlarına giden gemiler de tehdit edilmeye başlanmıştı.
Suudi Arabistan Körfez Araştırma Merkezi’nden kıdemli danışman Abdullah Jaber AlZaidi’nin de vurguladığı gibi, bu hamle sadece gemileri korumaktan ibaret değil. Uzmanlara göre, Kızıldeniz’in altından geçen denizaltı veri kabloları da petrol ve ticaret rotaları kadar kritik öneme sahip ve ulusal güvenliğin, dijital egemenliğin vazgeçilmez bir parçasını oluşturuyor.


İlk yorum yapan siz olun