WASHINGTON/TAHRAN – ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki savaşı sona erdirecek ön anlaşmayı imzaladı. Her iki ülke tarafından detayları paylaşılan anlaşma; İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu seyreltmesini öngörürken, ABD’nin yaptırımları esneterek İran’a petrolünü serbestçe satma izni vermesi gibi Washington cephesinden gelen büyük tavizler içeriyor.
Arabuluculuğunu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in üstlendiği ve liderlerin imzalamasının ardından “derhal” yürürlüğe giren anlaşma, çatışmaları kalıcı olarak durdurmayı hedefliyor. Ayrıca, İran’ın nükleer programının geleceğine dair nihai bir mutabakata varılması için 60 günlük bir müzakere süreci başlatıldı.
Versailles’dan Tahran’a Uzanan İmza Süreci Günlerdir gizlilik ve belirsizlik içinde yürütülen sürecin ardından, ABD yetkilileri Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in hafta sonu belgeyi dijital olarak imzaladığını duyurmuştu. Çarşamba günü ise Başkan Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tarihi Versailles Sarayı’nda yediği akşam yemeğinde anlaşmanın fiziksel bir kopyasına imza attı. Belgeyi imzaladıktan sonra kalemi Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya devreden Trump, süreci “Kolay olmadı” sözleriyle değerlendirdi.
Tahran’da ise İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, devlet haber ajansı IRNA tarafından paylaşılan fotoğraflarda, hem kendi hem de Trump’ın imzasını taşıyan belgeyi tutarken görüldü.
Hürmüz Boğazı Yeniden Açılıyor, Petrol Yaptırımları Esnetiliyor Anlaşma, küresel çapta tarihi bir enerji krizine yol açan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ve savaş öncesi statükoya dönülmesini sağlıyor. Taslak metinlere göre, boğaz iki ay boyunca geçiş ücreti olmaksızın açık kalacak ancak gelecekte ücret alınması ihtimali dışlanmıyor. Ayrıca ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka kaldırılacak ve boğaz trafiği 30 gün içinde savaş öncesi seviyelere dönecek.
Karşılığında ABD, İran’a yönelik bazı geniş çaplı yaptırımları iptal etmese de askıya alacak. Görüşmelerin henüz başında petrol muafiyetlerinin verilmesi ve İran’ın petrolünü serbestçe satmasına izin verilmesi, ABD’nin elindeki önemli bir kozu bıraktığı şeklinde yorumlanıyor.
Nükleer Program ve Trump’ın Geri Dönüş Tehdidi İran, nükleer programının barışçıl olduğunu savunsa da, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre silah programı olmadan uranyumu yüzde 60 saflıkta zenginleştiren tek ülke konumunda. Ön anlaşma, UAEA’nın İran’daki bu uranyumun “seyreltilmesi” sürecini denetlemesini öngörüyor.
28 Şubat’ta başlayan savaşın hedeflerinden biri olarak İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeyi gösteren Trump, geçici anlaşmayı “çok güçlü” olarak nitelendirdi. Ancak anlaşmadan çekilme ihtimaline de açık kapı bırakarak, “Bu bir mutabakat zaptı; eğer hoşuma gitmezse onlara tekrar ateş etmeye, bomba atmaya döneriz” ifadelerini kullandı.
İsrail ve Lübnan Çıkmazı Metnin en hassas noktalarından biri, İsrail’in Hizbullah’a yönelik işgali karşısında Lübnan’ın toprak bütünlüğüne olan bağlılığın teyit edilmesi. İran, anlaşma kapsamında İsrail’in bölgeden çekilmesini şart koşarken, İsrail bu durumu çoktan reddetmiş durumda. Gelişmelerin, içeride ve dışarıda eleştiri oklarının hedefi olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için büyük bir siyasi gerileme olduğu belirtiliyor.
300 Milyar Dolarlık Yeniden İnşa Beklentisi Anlaşma, İran’a yeniden inşa süreci için en az 300 milyar dolarlık bir kaynak sağlanmasının da önünü açıyor. Başkan Yardımcısı Vance, bu fonun Körfez Arap ülkeleri tarafından yatırılacağını ifade etti. Ancak savaş sırasında kendi petrol tesisleri zarar gören Körfez ülkelerinin bu yardıma ne kadar istekli olacağı belirsiz. Trump da ABD’nin bu fona herhangi bir maddi katkı sağlamayacağının altını çizdi. Tüm yaptırımların tamamen kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi diğer büyük tavizlerin ise 60 günlük nükleer müzakerelerde kaydedilecek ilerlemeye bağlı olacağı belirtiliyor.


İlk yorum yapan siz olun