LONDRA / NEW YORK – Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı iki büyük kuruluş tarafından hazırlanan yeni bir rapor, çok sayıda Arap ve İslam ülkesinde milyonlarca insanın akut gıda güvensizliği sorunuyla karşı karşıya olduğu konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
Dünya Gıda Programı (WFP) ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan “Açlık Noktaları” (Hunger Hotspots) raporu; yüksek açlık ve ölüm oranlarının görülmesi muhtemel olan Filistin, Yemen ve Sudan’ı en fazla risk altındaki ülkeler arasında gösterdi. Rapora göre; küresel çapta gıda güvensizliğini tetikleyen temel unsurların başında çatışmalar, ekonomik şoklar, iklim krizi ve doğal afetler geliyor.
Çarşamba günü New York’taki BM merkezinde video konferans yoluyla basına konuşan kuruluş yetkilileri, raporun en endişe verici bulgularını paylaştı.
Çatışmalar Birincil Neden
WFP Gıda Güvenliği ve Beslenme Analizi Servisi Direktörü Jean-Martin Bauer, krizin temel nedenlerine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Çatışma ve şiddet, gıda güvensizliğinin birincil itici gücü olmaya devam ediyor ve bu durum, raporda belirlenen 13 riskli bölgenin 12’si için geçerli. En yüksek endişe verici olan her nokta, çatışma ve şiddetten etkilenen bir yer. Çatışma, geçim kaynaklarını yok ediyor, insanları göçe zorluyor, pazarları bozuyor, altyapıya zarar veriyor ve insani yardıma erişimi kısıtlıyor.”
Lübnan İlk Kez Listede, Gazze’de Durum Kırılgan
Yılda iki kez yayımlanan rapor, riskli bölgeleri endişe seviyelerine göre derecelendiriyor. Bauer, Lübnan’ın ilk kez “durumun kötüleşebileceği, yakından izlenmesi ve acil eyleme geçilmesi gereken” bir risk bölgesi olarak listeye alındığını duyurdu. Ülke, ekonomik çalkantılar ve güneyde şiddetlenen çatışmaların ortasında kitlesel iç göç ve fırlayan gıda fiyatlarıyla mücadele ediyor.
Rapordaki “en endişe verici bulgu” olarak nitelendirilen bir diğer önemli detay ise Sudan, Güney Sudan, Gazze ve Somali’nin bu yıl kıtlık riskiyle karşı karşıya olması. Bauer, Gazze’deki gıda güvenliği durumunun geçen Ekim ayından bu yana sağlanan ateşkes sayesinde bir miktar iyileşmiş olsa da, şartların “son derece kırılgan kalmaya devam ettiğini” vurguladı.
İnsani Yardım Fonlarında Kritik Düşüş
FAO Acil Durumlar ve Dayanıklılık Ofisi Direktörü Rein Paulsen, WFP ve ortak kuruluşların hareket kabiliyetinin “ciddi şekilde kısıtlandığını” belirterek fon eksikliğine dikkat çekti:
“Gıda güvenliği sektörlerine yönelik insani yardım fonları keskin bir şekilde düştü. Burada çok önemli bir veri var: 2025 yılındaki gıda güvenliği fonlaması, en son 2016 ve 2017 döneminde görülen seviyelere geriledi.”
Paulsen, o dönemden bu yana akut ve yüksek gıda güvensizliği yaşayan küresel nüfus oranının ise iki katına çıktığını hatırlatarak, fon kesintilerinin kendilerini “son derece zor seçimler yapmaya zorladığını” ifade etti.
Hürmüz Boğazı ve Küresel Tedarik Zinciri Krizi
Paulsen’in altını çizdiği bir diğer önemli konu, İran’a yönelik savaş ve Hürmüz Boğazı’nda uygulanan ablukanın küresel pazarlara olan etkisiydi. Küresel enerji ve gübre tedarikinin önemli bir kısmının dünya pazarlarına ulaşmasını engelleyen bu durum, gıda güvensizliğini artıran önemli bir faktör haline geldi.
-
Küresel Etki: Küresel petrol arzının neredeyse dörtte biri ve küresel gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
-
Maliyet Artışları: Bu koridordaki aksamalar yakıt, gübre, ulaşım ve sigorta maliyetlerini artırırken, küresel tedarik zincirinde yaşanan bu kırılmalar hızla yüksek gıda fiyatlarına dönüşüyor. Ayrıca insani yardım operasyonlarının gecikmesine veya çok daha maliyetli hale gelmesine neden oluyor.
Ortadoğu’daki Sudan, Filistin, Lübnan, Yemen ve Suriye gibi ülkelerin, gıda üretimindeki düşüşler, ekonomik şoklar ve insani yardım fonlarındaki kesintiler nedeniyle “özellikle savunmasız” olduğunu belirten Paulsen, uluslararası topluma şu çağrıyla seslendi:
“Bu raporda anlatılan en kötü senaryolar kaçınılmaz değil. Bunlar öngörülebilir ve dolayısıyla önlenebilir durumlar. Ancak harekete geçme fırsatımız giderek daralıyor; bu nedenle bu raporun yayınlanması ve buna yanıt olarak eyleme geçilmesi hayati önem taşıyor.”


İlk yorum yapan siz olun