NEW YORK – Birleşmiş Milletler’in Yemen’e yönelik yaptırım listesine yapılacak herhangi bir eklemenin, Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesinin temsilcilerinden oluşan 2140 sayılı Komite’nin onayından geçmesi gerekiyor. Kişi veya kurumların yaptırım listesine alınabilmesi için komite üyeleri arasında oybirliği sağlanması şart koşuluyor.
Listeye ekleme yapılmasına yönelik bir talebin, öncelikle Yemen dosyasının “kalem sahibi” (penholder) olarak genellikle İngiltere olmak üzere bir konsey üyesi tarafından üstlenilmesi gerekiyor. Ardından bu talep, Güvenlik Konseyi’nin 2140 sayılı kararında belirlenen ve “siyasi geçiş sürecinin engellenmesi de dahil olmak üzere Yemen’de barış, güvenlik veya istikrarı tehdit eden eylemleri” hedef alan kriterlere göre değerlendiriliyor. Bu süreçte komitenin Uzmanlar Paneli, yeni bir yaptırım kararının temelini oluşturacak kanıtları topluyor ve gerekli analizleri yürütüyor.
Yemen’den Güvenlik Konseyi’ne Güncelleme Çağrısı
Bu karmaşık prosedür, Salı günü Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Abdullah El-Saadi’nin, siyasi geçiş sürecini engellemekle suçlanan kişileri de kapsayacak şekilde yaptırım listesinin güncellenmesi için Konsey’e çağrıda bulunmasıyla bir kez daha gündeme geldi. El-Saadi, baş fail olarak kendi ülkesinde vatana ihanet suçlamalarıyla karşı karşıya olan güneyli ayrılıkçı lider Aydarus El-Zubaydi’yi işaret etti.
Konsey üyelerine seslenen El-Saadi, uluslararası alanda tanınan Sana hükümetinin; devlet kurumlarını zayıflatan, siyasi süreci tıkayan veya zorla tek taraflı önlemler dayatan kişilerin yaptırım rejimine eklenmesini resmi olarak talep ettiğini iletti.
Hükümetinin isyan, yolsuzluk ve ciddi hak ihlalleriyle suçlanan isimlere karşı halihazırda kendi yasal adımlarını attığını belirten El-Saadi, El-Zubaydi’yi iç bölünmeleri körüklemek, devlet kurumlarını baltalamak ve Husilerle mücadele çabalarını sekteye uğratmakla suçladı. Sana yönetiminin güney Yemen’deki durumu Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek kapsamlı bir diyalog yoluyla çözmeye kararlı olduğunu vurgulayan El-Saadi, devlet otoritesi dışında atılan adımların ülkenin istikrarını ve birliğini tehdit ettiği konusunda da uyarılarda bulundu.
Yaptırım Listesinde Mevcut Durum ve Konsey İçi Bölünmeler
Yemen’de iç savaşın başladığı 2014 yılından bu yana yürürlükte olan yaptırım listesinde ağırlıklı olarak Husi komutanlar ve merhum eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in yakın çevresinden isimler yer alıyor. Sana yönetimi daha önce bu konuyu Güvenlik Konseyi’ne taşımış olsa da, El-Zubaydi ve Güney Geçiş Konseyi ile bağlantılı diğer figürler bugüne kadar resmi olarak listeye alınmaktan kurtuldu.
Diplomatik kaynakların Arab News’e verdiği bilgiye göre, Konsey üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları bu tür taleplerin işleme konulmasını zorlaştırıyor. Bu bölünmeler, konsey üyelerinin Kasım 2025’te seyahat yasaklarını ve mal varlığı dondurma kararlarını Kasım 2026’ya kadar uzatan 2801 sayılı kararla yaptırım rejimini son kez yenilediklerinde de açıkça görülmüştü. Bu rutin yenileme bile yalnızca Çin ve Rusya’nın çekimser oylarıyla Konsey’den geçebilmişti.
O dönemde Moskova, yaptırımların temel olarak siyasi bir çözüme ulaşma çabalarını desteklemeyi amaçladığını ve “dar siyasi amaçlar” için kullanılmaması gerektiğini savunurken; Pekin ise sorunun siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.
BM’de “Yapısal Sürtüşme” Engeli
Süreç hakkında bilgi veren kaynaklar, yaptırım listesine yeni isimler eklemek isteyen herhangi bir devletin, 2140 sayılı Komite’nin belirleme kriterlerini karşılayacak kadar sağlam bir dosya hazırlaması ve ardından 15 üyenin tamamını bu eşiğin aşıldığına ikna etmesi gerektiğini belirtiyor. Pratikte bunun “Konseyin üstlendiği en zor oybirliği süreçlerinden biri” olduğu ifade ediliyor. Yemen hükümeti isimleri doğrudan hedef alsa da, güney Yemen sorunuyla bağlantılı yeni isimlerin listeye eklenmesini tarihsel olarak yavaşlatan asıl etkenin bu “yapısal sürtüşme” olduğu belirtiliyor.
Husilere Yönelik Finansman ve Silah Akışına Karşı Uyarı
Öte yandan Büyükelçi El-Saadi, Konsey’e Husilere yönelik finansmanı kesmek ve milislere silah akışını engellemek için de eyleme geçme çağrısında bulundu. Husi milislerini “büyüyen bir bölgesel ve uluslararası güvenlik tehdidi” olarak nitelendiren El-Saadi, grubu İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun askeri kanadı gibi hareket etmekle suçladı. Mevcut kararların eksiksiz bir şekilde uygulanmasını isteyen Büyükelçi, Yemen’in barış çabalarını tehdit edenlerden hesap sorulması gerektiğini vurguladı.


İlk yorum yapan siz olun