LONDRA — Filistinli doktor Hüsam Ebu Safiye’nin 27 Aralık 2024’te tutuklanmadan hemen önce İsrail güçlerine doğru yürüdüğü anlar, Gazze savaşının hafızalara kazınan karelerinden biri haline gelmişti. İsrail nezaretinde gördüğü muameleye dair ortaya atılan yeni iddialar, doktorun serbest bırakılması çağrılarını yeniden alevlendirirken, İsrail üzerindeki uluslararası baskının sınırlarına ilişkin de yeni soru işaretleri yarattı.
Bu endişeler, avukatı Nasır Odeh’in 2 Temmuz’da gerçekleştirdiği cezaevi ziyaretinin ardından daha da derinleşti. Odeh’in aktardığına göre Ebu Safiye görüşmede kendisine şu sözleri sarf etti:
“Beni son kez görüyorsun. Beni buraya öldürmek için getirdiler. Hayatta kalabileceğimi sanmıyorum. Bu bir son.”
“Hayatı Yakın Tehlike Altında”
Nitzan Cezaevi’ndeki yer altı tesisi Rakefet’e yapılan ziyaretin ardından Odeh ve İsrail İnsan Hakları İçin Hekimler (PHRI) örgütü, Ebu Safiye’nin hayatının “yakın tehlike” altında olduğunu açıkladı.
PHRI tarafından atıfta bulunulan bir yeminli ifadeye göre Ebu Safiye, görüşmeye maskeli gardiyanlar eşliğinde, elleri ve ayakları kelepçeli olarak getirildi. Başında, gözlerinde, kulaklarında ve boynunda taze yaralar bulunuyordu. Odeh, doktorun fiziksel ve psikolojik durumunun önceki ziyaretlere kıyasla çarpıcı biçimde kötüleştiğini vurguladı:
“Fiziksel ve psikolojik durumu, vücudunda açıkça görülen ağır yaralar ve bizzat kendi anlattıkları hiçbir şüpheye yer bırakmıyor: Hayatı ciddi bir tehlike altında.”
Odeh, Ebu Safiye’nin bağımsız bir tıbbi muayeneden geçmesi için derhal Rakefet tesisinden başka bir yere sevk edilmesini talep etti.
PHRI ve aralarında Filistin İçin Sağlık Çalışanları, Soykırıma Karşı Doktorlar ile Hind Rajab Vakfı‘nın da bulunduğu diğer kuruluşlar, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Talepler arasında Ebu Safiye’ye bağımsız tıbbi bakım sağlanması, tutukluluk koşullarının dışarıdan denetlenmesi, cezaevinin uluslararası denetime tabi tutulması ve adil yargılanma hakkı olmaksızın alıkonulan Filistinli sağlık çalışanlarının serbest bırakılması yer alıyor.
Hukuki Korumalar ve Uygulama Arasındaki Uçurum
Pazar günü İsrail Yüksek Mahkemesi, devletin, PHRI tarafından Gazze’deki 14 Filistinli doktorun suçlama yöneltilmeksizin tutuklu bulunmasına itiraz edilen ve özellikle Ebu Safiye’nin durumuna ilişkin iddiaların ele alındığı dilekçeye 7 Temmuz’a kadar yanıt vermesine hükmetti. PHRI, dilekçenin 30 Nisan’da sunulduğunu ancak mahkemenin devletin yanıtı erteleme taleplerini defalarca kabul ettiğini belirtiyor.
Hukuk uzmanları, uluslararası hukukun tutuklu sağlık personeli için koruma sağladığını ancak uygulamanın sınırlı kaldığının altını çiziyor. New York merkezli uluslararası kamu hukuku avukatı Harout Ekmanian, tutukluların uluslararası insan hakları hukuku kapsamında korunduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve BM özel raportörleri gibi mekanizmalar zorlayıcı yaptırımlar yerine devlet işbirliğine dayansa da, uluslararası yükümlülüklere uyumu teşvik etmek ve iddia edilen ihlalleri belgelemek açısından önemli araçlar olmaya devam ediyor.”
Yasal korumalar ile uygulama arasındaki bu uçurum, Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi’nin (Euro-Med) Kızılhaç’a Ebu Safiye ve meslektaşı Dr. Mervan el-Hams’a derhal erişim talep etmesiyle davanın merkezine oturdu.
Siyasi Yankılar ve Bitmeyen İşkence İddiaları
Odeh’in aktardığına göre Ebu Safiye, 2 Temmuz’daki görüşme sırasında nefes almakta ve konuşmakta zorlanıyor, dik oturmakta güçlük çekiyor ve zaman zaman bilincini kaybedecekmiş gibi görünüyordu.
Vaka, İngiltere’de de siyasi arenada yankı buldu. İşçi Partisi Milletvekilleri John McDonnell ve Richard Burgon ile eski lider Jeremy Corbyn, İsrail’e doktoru serbest bırakması ve acil tıbbi tedavi sağlaması çağrısında bulundu.
Herhangi bir suçlama yöneltilmeden tutuklandığı bildirilen Ebu Safiye’nin durumu, 2024’ün sonlarından bu yana Uluslararası Af Örgütü ve BM uzmanlarının da gündeminde. Raporlarda işkence, tekrarlanan dayak, uzun süreli hücre hapsi ve yeterli tıbbi bakımdan mahrum bırakma iddiaları yer alıyor. İsrail ise Gazze’nin sağlık sistemini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddederek, Hamas’ın tıbbi tesisleri askeri amaçlarla kullandığını savunuyor.
“Tek Bir Hikaye Kamuoyunu Değiştirebilir”
ABD merkezli tıbbi yardım kuruluşu MedGlobal Başkanı Dr. Zaher Sahloul, uluslararası savunuculuğun şu ana kadar başarısız olduğunu ve durumun giderek kötüleştiğini belirterek şunları söyledi:
“Onun ve masum meslektaşlarının hakkını savunmaktan başka çaremiz yok. Çünkü adını anmak, hikayesini uluslararası gündemde tutmak, zorla kaybedilmeye karşı yegane korumadır.”
Ebu Safiye, Haziran ayında İsrail Yüksek Mahkemesi’ndeki duruşmaya video bağlantısıyla katıldığında bir yılı aşkın süredir ilk kez görülmüştü. Duruşmanın ardından PHRI, doktorun 24 Haziran’da Rakefet’e sevk edilmeden önce Ganot Cezaevi’nde hücre hapsindeyken her gün bilincini kaybedene kadar dövüldüğünü aktardı.
Londra merkezli Arap-İngiliz Anlayışı Konseyi Direktörü Chris Doyle, İsrail’in müttefiklerinden gelen çağrıları görmezden geldiğini ve fark yaratabilecek tek ülkenin ABD olduğunu belirterek, bu durumun sembolik önemine dikkat çekti:
“Dikkat çekici olan, tek bir bireyin kaderinin küresel kamuoyunda binlerce kişinin ölümünden daha fazla yankı bulabilmesi; tek bir kişinin bütün bir halkın acılarını sembolize edebilmesidir. Bunu Gazze’de Muhammed el-Durra’da, Mısır’da Halid Said’de ve Tunus’ta Muhammed Buazizi’de de gördük.”
Savaşın ilk aylarında Kemal Advan Hastanesi’nden dünyaya sesini duyuran Ebu Safiye, şu an İsrail’in kişileri yargı denetimi altında altı aylık yenilenebilir sürelerle suçlama yöneltmeksizin gözaltında tutmasına izin veren yasası kapsamında tutuluyor. PHRI yetkilisi Naci Abbas’ın uyarısı ise durumun ciddiyetini özetliyor: “Yetkililer derhal müdahale etmezse, Dr. Ebu Safiye’nin cezaevinden sağ çıkamama ihtimali çok yüksek.”


İlk yorum yapan siz olun