Kolombiya, Pazartesi günü İsrail’in Suriye Arap Cumhuriyeti’ne ait Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıdı. ABD’nin 2019’da İsrail’in talebini resmen kabul etmesinin ardından Kolombiya, bunu yapan ikinci BM üyesi devlet oldu.
Bu duyuru, Cuma günü göreve başlayan ülkenin yeni devlet başkanı Abelardo de la Espriella’nın aldığı ilk büyük dış politika kararlarından biri olarak kayıtlara geçti. Karar İsrail tarafından övgüyle karşılanırken; Suriye, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar cephesinden kınamalara yol açtı.
İsrail, stratejik öneme sahip olan platoyu 1967 Arap-İsrail savaşında Suriye’den ele geçirmiş ve daha sonra uluslararası hukuka göre tanınmayan bir hamleyle ilhak etmişti. Analistler, Kolombiya’nın kararının bölgenin yasal statüsünü değiştirmemesine rağmen, potansiyel olarak yeni bir diplomatik eğilim (trend) başlatabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
“Emsal Teşkil Etme” Endişesi
Çevrimiçi yayın kuruluşu The Syria Report’un kıdemli danışmanı Samy Akil, kararın İsrail için sahadaki pratik sonuçlardan ziyade sembolik bir değer taşıdığını, ancak uzun vadede bir emsal teşkil etmesi açısından önem arz ettiğini belirtti.
Akil’e göre asıl endişe kaynağı, ABD ve İsrail’in diplomatik baskısının diğer ülkeleri de aynı yolu izlemeye teşvik edebilecek olması: “Bu durum, özellikle Orta Doğu politikalarında değişkenlik gösteren Palau, Mikronezya veya Nauru gibi küçük devletler için geçerli olabilir.”
Uluslararası Kriz Grubu’nun (International Crisis Group) kıdemli Suriye analisti Nanar Hawach da aynı görüşü paylaşarak, Kolombiya’nın kararının Golan’ın yasal statüsüne dair hiçbir şeyi değiştirmediğini ancak aynı adımı atmak isteyen bir sonraki hükümet için siyasi riskleri azalttığını ifade etti: “Kolombiya’nın bu tanımasının asıl ağırlığı, bir model oluşturup oluşturmayacağında yatıyor.”
“Orman Kanunlarına Dönüş” Riski ve Batı Şeria Benzetmesi
Beyrut merkezli politika uzmanı Hussein Chokr, askeri güç yoluyla elde edilen egemenliğin tanınmasının, on yıllardır uluslararası ilişkilere yön veren toprak bütünlüğü ve egemenlik ilkelerini zayıflattığı uyarısında bulundu. Chokr, devletlerin bizi çatışmaları azaltmayı amaçlayan kurallardan koparıp yeniden kaosa sürüklediğini savundu:
“Bu tür eylemler, dünyayı daha zayıf devletlerin kendilerini daha güçlü komşularının saldırganlığına karşı koruyacak çok az şeye sahip olduğu ‘orman kanunlarına’ döndürme riski taşıyor. […] Yayılmacı, sömürgeci İsrail sadece bölgemiz için bir tehdit değil, uluslararası sistemin istikrarı için de bir tehdittir.”
Uluslararası düzenin İsrail lehine daha da kayması halinde, diğer devletlerin gelecekte benzer toprak taleplerini haklı çıkarmak için Golan’ı bir emsal olarak gösterebileceği belirtiliyor.
Aralık 2024’te eski cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın devrilmesinden bu yana İsrail’in Suriye’de ele geçirdiği bölgelere yönelik yaklaşımını değerlendiren Hawach, henüz tam bir sistem olmasa da Golan’da bir “Batı Şeria mantığının”başlangıcını gördüklerini ifade etti. Hawach, “İsrail; tekrarlanan operasyonlar, yerel gözetim ve genişleyen altyapı aracılığıyla askeri kontrolü ucu açık bir toprak düzenlemesine dönüştürüyor,” dedi.
Buna karşın Akil, uluslararası toplumun bölgeyi halen Suriye toprağı olarak görmeye devam etmesi nedeniyle, yakın vadede Golan’da tam teşekküllü bir Batı Şeria benzeri senaryonun pek olası olmadığını vurguladı. Akil’e göre Kolombiya’nın duyurusu, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Golan’ın Suriye’nin parçası olduğunu belirten açıklamalarına karşı, İsrail’in baskısıyla oluşturulmuş bir karşı söylem niteliği taşıyor olabilir.
Uluslararası Hukuk Ne Diyor?
Salı günü Suriye ve Suudi Arabistan, Kolombiya’nın İsrail egemenliğini tanımasını uluslararası hukukun ve BM kararlarının açık bir ihlali olarak nitelendirerek sert bir dille kınadı.
New York merkezli uluslararası kamu hukuku avukatı Harout Ekmanian, BM Şartı’nın 2(4) maddesi ve Güvenlik Konseyi’nin 242 (1967) ile 497 (1981) sayılı kararları uyarınca, savaş yoluyla toprak kazanımının yasak olduğunu hatırlattı. Ekmanian, sadece güç kullanma yasağı ve toprak bütünlüğü ilkesinin değil, aynı zamanda devletlerin yasadışı eylemleri “tanımama yükümlülüğünün” de ihlal edildiğine dikkat çekti:
“Bireysel bir devletin bu tür bir tanıması, bölgenin uluslararası hukuk kapsamındaki yasal statüsünü değiştirmez. Ancak bu ilkelerden herhangi bir sapma, ilgili devlet veya çatışmadan bağımsız olarak evrensel olarak uygulanması amaçlanan yasal kuralları zayıflatma riski taşır.”
Uzmanlar, Golan’ın geleceğinin en nihayetinde Tel Aviv ile Şam arasındaki müzakerelere ve güvenlik düzenlemelerine bağlı olacağının; bu görüşmelerin sorunu tek celsede çözmese de gelecekteki bir çözüm çerçevesinin temelini atabileceğinin altını çiziyor.


İlk yorum yapan siz olun