İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Savaşın Yıktığı Güney Lübnan’da Buruk Dönüş: ABD-İran Anlaşması Umut ve Şüphe Yarattı

SUR, LÜBNAN — İsrail’in tüm sakinlerine tahliye uyarısı yapmasından sadece bir hafta sonra, Lübnan’ın güneyindeki sahil kenti Sur’a (Tyre) geri dönen bölge halkı, evlerinin yerinde enkazla karşılaştı. ABD ve İran arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirmeyi öngören anlaşmanın duyurulmasının ardından memleketlerine dönen Lübnanlılar, umut ve hüznü bir arada yaşıyor.

ABD ile İran arasındaki mutabakat, İsrail’in Hizbullah ile çatıştığı Lübnan’daki savaşın da sona ermesini öngörüyor. Ancak bu durumun sahaya nasıl yansıyacağı belirsizliğini koruyor. Anlaşmanın doğrudan tarafı olmayan İsrail ve Hizbullah cephesinde tansiyon hala yüksek. İran, İsrail’in işgal ettiği güney Lübnan topraklarından tamamen çekilmesinde ısrar etse de, geçici anlaşma metni sadece Lübnan’ın “toprak bütünlüğünü” güvence altına alıyor ve açık bir çekilme şartı koşmuyor.

Siyasi Belirsizlik ve Kırılgan Ateşkes

Sürece dair taraflardan gelen açıklamalar, ateşkesin pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor:

  • İsrail Cephesi: Başbakan Binyamin Netanyahu Perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun “İsrail’in güvenlik ihtiyaçları gerektirdiği sürece” güney Lübnan’daki “güvenlik bölgesinde” kalacağını vurguladı.

  • Lübnan ve Hizbullah Cephesi: Hizbullah müttefiki olan Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, “İsrail’in tam ve kapsamlı bir şekilde uyması şartıyla” grubun ateşkese bağlı olduğunu belirtti. Ancak Hizbullah, İsrail işgaline direneceğini açıkça ilan etti.

Nitekim çatışmalar tamamen durmuş değil. Lübnan Ulusal Haber Ajansı, Kfar Tebnit kasabasında bir araca düzenlenen ve bir kişinin ölümüne, bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan İsrail insansız hava aracı saldırısını bildirdi. Hizbullah daha sonra yaptığı açıklamada, kasabaya ilerlemeye çalışan İsrail askerleriyle çatıştıklarını duyurdu.

Enkaz Altında Kalan Hayaller

Yaz tatillerini bir zamanlar gözde bir sayfiye yeri olan Sur’da geçiren ve Almanya’da yaşayan Adnan Kaour, evini kontrol etmek için geri döndüğünde Akdeniz manzaralı hayalindeki dairesinin moloz ve cam kırıkları yığınına dönüştüğünü gördü. Ailesinin saldırı anında yurt dışında olmasına şükreden Kaour, duygularını şöyle dile getirdi:

“Barış için umutluyum, inşallah savaş biter ve herkes evine döner. Gurbette yaşıyoruz ama aklımız burada, memleketimizde.”

Aynı binada yaşayan komşusu Samih Haidar ise, dairesinin yandığını ve harabeye döndüğünü gördüğünde büyük bir şok yaşadı. Haidar, “İşlerin düzelmesini ve güven içinde yaşamayı istiyoruz, böylece bizim ve herkes için istikrar sağlanabilir”ifadelerini kullandı.

İzole Edilmiş Hristiyan Köylerinde Tükenmişlik

Daha güneyde, sakinlerinin savaş boyunca evlerini terk etmediği az sayıdaki yerleşim yerinden biri olan Hristiyan köyü Ain Ebel’de de durum zor. Hizbullah’ın varlık göstermediği bu köyler büyük yıkımlardan kurtulsa da, çatışmalar ve İsrail kontrol noktaları nedeniyle ülkenin geri kalanıyla bağlantıları kesilmiş durumda.

Katolik yardım kuruluşu Malta Şövalyeleri tarafından organize edilen bir insani yardım konvoyu ancak Perşembe günü bölgeye ulaşabildi. Ain Ebel’deki sığır yetiştiricisi Boutros Maroun, bölge halkının artık tükendiğini belirterek isyan etti:

“Amerika veya İran umurumuzda değil, biz Lübnan halkının rahat ve mutlu yaşamasını istiyoruz. Her iki yılda bir yeni bir savaş çıkıyor ve artık buna dayanamıyoruz.”

Yerinden Edilen Bir Milyon İnsan Bekleyişte

Lübnanlı yetkililere göre, İsrail-Hizbullah savaşı ülkede 1 milyondan fazla insanı yerinden etti ve 3.900’den fazla kişinin ölümüne neden oldu. Beyrut sahilinde aylardır derme çatma çadırlarda yaşayan binlerce aile ise anlaşmanın kalıcılığına şüpheyle yaklaşıyor.

Sınır köyü Deir Seryan’dan göç etmek zorunda kalan Muhammed Ashmar, hissiyatını şu sözlerle özetliyor: “Hiç rahatlamış hissetmiyorum. Evime dönene kadar… hiçbir şeye ikna olmayacağım.”

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Haneen Sayed, perşembe günü yaptığı konuşmada ülkenin acil insani ihtiyaçlarına ve yeniden inşa sürecinin zorluğuna dikkat çekerek, “Lübnan halkı barışı hak ediyor. Evlerine güvenle dönmeyi, topluluklarını yeniden inşa etmeyi ve geleceğe güven ve umutla bakmayı hak ediyorlar” çağrısında bulundu.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir