LONDRA: ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’nin Lübnan’daki Hizbullah’a karşı İsrail’in yerini alabileceği yönündeki haziran ayında ortaya attığı önerisini çarşamba günü yumuşatmış görünse de, Suriye’nin Lübnan’ın içişlerine müdahale konusundaki karanlık geçmişi nedeniyle bu fikir bölgede endişe yaratmaya devam ediyor.
Ankara’daki NATO zirvesi kapsamında Suriye Geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile yaptığı görüşme sırasında Trump’a, Suriye’nin Lübnan’daki Hizbullah sorununun çözümüne yardımcı olmasını hala isteyip istemediği soruldu. Trump gazetecilere verdiği demeçte, “Yardımcı olabilirler, göreceğiz. Bence çok fazla ilerleme kaydediyoruz” yanıtını verdi.
Ancak bu teklif, Lübnan’ın en derin korkularından birini, yani Suriye’nin ülkeye yeniden müdahil olması ihtimalini canlandırma riski taşıyor. Eş-Şara ise geçen ay Al-Mashhad TV’ye verdiği röportajda askeri müdahale ihtimalini açıkça reddetmiş; Şam’ın silahlı müdahale yerine siyasi, diplomatik ve ekonomik kanallar aracılığıyla bölgesel istikrarı desteklemek istediğini vurgulamıştı.
“Lübnan’ı Sağılacak Bir Yer Olarak Gördüler”
Trump’ın açıklamaları ve Suriye’nin buna verdiği yanıt, çarşamba günü Ortadoğu Enstitüsü (MEI) tarafından düzenlenen çevrimiçi brifingin ana gündem maddesiydi.
Enstitü uzmanlarından eski diplomat David Hale, Suriye ile Lübnan arasındaki ilişkilerin, özellikle eski devlet başkanları Hafız ve Beşar Esad dönemlerinden kalan “muazzam ve ağır bir bagaj” taşıdığını belirtti. Hale, Esad yönetimlerinin Lübnan’ın bağımsız varlığını hiçbir zaman tam olarak kabullenemediğine dikkat çekerek, “Lübnan’ı hem potansiyel bir tehdit kaynağı, hem İsrail’le savaşılacak bir arka bahçe, hem de ‘sağılacak’ bir yer olarak gördüler” ifadelerini kullandı.
Hale’e göre buna karşılık Lübnan, Suriye’nin mevcut yönetimi için “bir odak noktasından ziyade muhtemelen bir dikkat dağıtıcı unsur” konumunda. Bu değişim, Eş-Şara liderliğindeki muhaliflerin Şam’a girmesiyle Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana yaşanan geniş çaplı dönüşümün bir yansıması olarak görülüyor. O tarihten bu yana ilişkileri onarmaya çalışan Şam ve Beyrut, geçen hafta siyasi, ekonomik ve güvenlik işbirliğini genişletmek üzere ortak bir komite kurmuştu.
“Yabancı Güçleri Lübnan’dan Çıkarmak Çok Zordur”
Hale, bölgesel güçlerin daha fazla sorumluluk üstlendiği ve ABD’nin doğrudan rolünü azalttığı “Nixon Doktrini”ne benzediği için bu teklifin Trump’a cazip gelebileceğini ifade etti. Ayrıca Trump’a, Lübnan ordusunun henüz Hizbullah’la yüzleşecek kapasitede olmadığının iletildiği ve Trump’ın, Eş-Şara’yı da İran destekli grubun zayıflamasını isteyen bir lider olarak gördüğü belirtiliyor.
Ancak Hale, Suriye’nin Lübnan’daki herhangi bir askeri rolünün büyük riskler taşıyacağı konusunda sert bir uyarıda bulundu: “Yabancı ülkeler Lübnan’ı işgal ettiğinde, onları oradan çıkarmak çok zordur. Suriye güçleri bir kez girdiğinde, birçok Lübnanlı derhal onların nasıl ve ne zaman çıkarılacağını düşünmeye başlayacaktır.”
Suriye, 1976’dan 2005 yılındaki çekilmesine kadar Lübnan’da baskın bir askeri ve siyasi varlık sürdürmüştü. Hale, Trump’ın teklifinin son dönem ABD politikasıyla da ters düştüğünü belirterek, “Amerikan politikası son 18 ayda Lübnan’ın egemenliğini yeniden tesis etme çabasında dikkate değer bir ilerleme kaydetti. Dolayısıyla ihtiyacımız olan son şey, onlarca yıl boyunca Lübnan’ı bu egemenlikten mahrum bırakan Suriye’yi geri getirmektir” dedi.
“Suriye İçin Zehirli Bir Siyanür Hapı”
Ortadoğu Enstitüsü Suriye Girişimi Direktörü Charles Lister ise Esad’ın düşüşünden bu yana iki ülke ilişkilerinin dönüştüğünü vurguladı. “Esad rejimine yönelik fiili bir husumet pozisyonundan, Şam’daki geçici hükümetle giderek daha somut ve yapıcı bir diyalog pozisyonuna geçtik” diyen Lister, Trump’ın teklifinin Suriye’yi son derece zor bir duruma soktuğunu belirtti.
Lister, “Suriye’nin Lübnan’a askeri müdahalede bulunabileceği veya bulunması gerektiği fikri Şam’da kesinlikle ölü doğmuş bir fikirdir” diyerek, Suriye’nin böyle bir operasyon için ne siyasi iradeye ne de kaynaklara sahip olduğunu sözlerine ekledi: “Burası hala kendi memur maaşlarını zar zor ödeyebilen bir ülke. Başka bir ülkenin, hele de Lübnan gibi karmaşık ve hassas bir ülkenin sınırları ötesinde savaşa girmeye hazır bir devlet değil.”
Eş-Şara’nın “Suriye’nin Lübnan’daki vesayet döneminin sona erdiğini” sürekli olarak dile getirdiğini hatırlatan Lister, “Lübnan’a askeri müdahalede bulunmaya zorlanma ihtimali, Eş-Şara’nın son 18 ayda inşa etmeye çalıştığı her şeyi yok edecek zehirli bir siyanür hapıdır” yorumunda bulundu.
Trump’ı Karşısına Almadan Geri Çevirme Stratejisi
Lister’a göre Eş-Şara bir yandan da Trump’ı karşısına almak istemiyor. Suriyeli lider, bu çılgın fikrin ABD hükümeti genelinde derin bir destek bulmadığının farkında olsa da, köprüleri yıkmamak adına Trump’ın sözlerini “askeri müdahaleden ziyade siyasi bir destek” olarak yeniden yorumlamaya çalışıyor.
Trump bu fikri ilk olarak 16 Haziran’da Fransa’da düzenlenen G7 zirvesi sırasında kamuoyuna açıklamış; İsrail’in Hizbullah’a yönelik harekatının çok uzadığını ve ayrım gözetmez bir hal aldığını savunarak, “Bu işi daha iyi yapacakları için Hizbullah’ın icabına Suriye bakabilir” ifadelerini kullanmıştı.


İlk yorum yapan siz olun