KUDÜS – Bugüne kadar çok sayıda savaşı yönetti, birçok ABD başkanını geride bıraktı ve modern İsrail tarihindeki diğer tüm liderlerden çok daha fazla kez kendi siyasi ölüm ilanının yazılıp çöpe atılışına tanık oldu.
İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu; bugün Gazze’de işlendiği iddia edilen savaş suçları nedeniyle uluslararası bir yakalama kararı, devam eden bir yolsuzluk davası ve baş düşmanı İran ile ilk doğrudan askeri çatışmaları da içeren üç yıllık çok cepheli bir savaşla karşı karşıya.
“Bibi” lakaplı 76 yaşındaki lider, İsrail siyasetinin en tartışmalı kariyerlerinden birine son noktayı koyabilecek ya da bu süreci bir kez daha uzatabilecek olan 27 Ekim seçimlerine odaklanmış durumda. Seçimleri “kazanmaya niyetli olduğunu” ilan eden Netanyahu, siyasi hayatının en belirleyici sınavına hazırlanıyor.
“Bay Güvenlik” İmajı ve 7 Ekim
Netanyahu, siyasi kariyerini tek bir vaat üzerine inşa etmişti: İsrail’i yalnızca kendisi güvende tutabilirdi. Ancak 7 Ekim 2023’te yaşananlar bu tabloyu tamamen değiştirdi. Hamas’ın düzenlediği ve 1.200’den fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılar, İsrail tarihinin en kanlı günü olarak kayıtlara geçerken, Netanyahu’nun on yıllardır titizlikle inşa ettiği “Bay Güvenlik” imajını da yerle bir etti.
Sonrasında başlayan savaş süreci ise Netanyahu için hem bir siyasi can simidi hem de mirasına yönelik en büyük tehdit haline geldi.
-
Gazze’de on binlerce kişinin ölümüne neden olan geniş çaplı bir misilleme harekatı yürütüldü.
-
Çatışmalar Filistin topraklarının ötesine geçerek Lübnan Hizbullah’ı, Yemen’deki Husiler ve nihayetinde bu grupların ana destekçisi İran’ı da içine alarak Ortadoğu’nun stratejik manzarasını kökten değiştirdi.
-
İsrail ordusu İran’ın derinliklerine saldırarak askeri erişim gücünü gösterse de, diplomatik sürecin sonu büyük ölçüde Netanyahu’nun kontrolü dışında şekillendi.
Siyasi Yükselişi ve Trajediler
21 Ekim 1949’da Tel Aviv’de doğan Netanyahu, kariyerini derinden etkileyen ideolojik mirasını sağcı bir Siyonist tarihçi olan babasından aldı. İsrail komando birliğinde görev yapan ve 1973 Arap-İsrail savaşında çarpışan Netanyahu’nun hayatındaki en sarsıcı trajedi, ağabeyi Yonatan’ın Uganda’daki Entebbe rehine kurtarma misyonunu yönetirken hayatını kaybetmesiydi. Netanyahu o günleri, “Yoni’nin öldüğü haberi bana ulaştığında hayatım sona ermiş gibi hissettim”sözleriyle anlatmıştı.
Kısmen ABD’de büyüyen ve MIT’de eğitim gören Netanyahu; pürüzsüz İngilizcesiyle Washington televizyonlarından BM salonlarına kadar İsrail’in en etkili uluslararası savunucularından biri oldu. 1988’de parlamentoya girdi, 1993’te Likud partisinin kontrolünü eline aldı ve üç yıl sonra, henüz 46 yaşındayken İsrail’in en genç başbakanı oldu.
Ortadoğu’yu Yeniden Şekillendirme Hedefi
Netanyahu yıllarca İsrail’in güvenliğinin askeri güç, istihbarat üstünlüğü ve caydırıcılığa dayandığını savundu. Ancak Hamas saldırısı, onun yönetimi altında her üç alanda da feci başarısızlıklar olduğunu ortaya koydu.
Savaş genişledikçe Netanyahu çatışmayı tarihi terimlerle ifade etmeye başladı: Bu sadece Hamas’a karşı bir savaş değil, bölgeyi yeniden şekillendirecek ve İran’ın bölgesel nüfuzunu kıracak nesilde bir kez görülecek bir mücadeleydi.
-
Destekçilerine Göre: İsrail’in en karanlık saatinde eşi benzeri görülmemiş bir askeri kararlılıkla tepki verdi ve Tahran’a geçmişteki hiçbir liderin yapamadığı kadar doğrudan meydan okudu.
-
Eleştirmenlere Göre: Savaşı, 7 Ekim’in arkasındaki güvenlik zafiyetlerinin hesabını vermeyi ertelemek için kullandı. Ayrıca Hamas’ı yok etme ve İran rejimini devirme gibi kendi belirlediği savaş hedeflerinin gerisinde kaldı.
Çatışmalar aynı zamanda çökmüş bir barış süreci ve işgal altındaki Batı Şeria’da genişleyen Yahudi yerleşimlerinin gölgesinde devam etti. Eleştirmenler, bu durumun bir Filistin devleti ihtimalini her zamankinden daha da uzaklaştırdığını belirtiyor.
Trump İttifakı ve İç Siyasetteki Çatlaklar
Art arda gelen Amerikan yönetimleriyle başa çıkmayı başaran Netanyahu için çok az dış ilişki, ABD Başkanı Donald Trump ile olan bağları kadar önemli oldu. Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana yakın bir ilişki sürdüren ikili için Netanyahu, “İsrail’in Beyaz Saray’daki en büyük dostu” ifadelerini kullanmıştı. Ancak bu ittifak bile zaman zaman gerilimlere sahne oldu; İran anlaşması üzerindeki çetin müzakereler sırasında Trump’ın müttefikine küfürlü tepkiler verdiği gözlemlendi.
İçeride ise eleştirilerin dozu giderek artıyor. Muhalefet lideri Yair Lapid, “Binyamin Netanyahu yetenekleri olan bir adam, ancak yaşlandı, yoruldu ve ülkeyi yönetmek için en uygunsuz kişilerle çevrili” diyerek, 7 Ekim’in hesabı ile Netanyahu’nun liderliğinin birbiriyle bağdaşmayacağını savundu.
Kurnaz Bir Hayatta Kalma Ustası
Anketler, İsrail halkının çoğunluğunun 7 Ekim’deki güvenlik zafiyetleri ve mahkemedeki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle Netanyahu’nun gitmesini istediğini gösteriyor. Yine de dünyadaki çok az politikacı onun kadar güçlü bir hayatta kalma içgüdüsü sergilemiştir. Onlarca yıldır düşüşüne dair tüm tahminleri boşa çıkaran Netanyahu, en çarpıcı geri dönüşünü 2022’de aşırı sağcı müttefiklerinin desteğiyle iktidara gelerek yapmıştı.
Şimdi ise mirası üzerine verdiği savaş, belki de en zorlusu olacak. Görev süresi boyunca yaşanan savaşlar, onun tarihe nasıl geçeceğini belirleyecek. Yakın zamanda verdiği bir röportajda, doğru olduğuna inandığı ancak popüler olmayan kararlar almaktan rahatsızlık duymadığını belirten Netanyahu, basında yüceltilmeye ihtiyaç duymadığını şu sözlerle vurguladı:
“Olumlu bir anma yazısı yerine, hakkımda yazılmış kötü bir başmakaleyi tercih ederim.”


İlk yorum yapan siz olun