İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eski CIA Yetkilisinden Uyarı: “Husiler Kızıldeniz’i Tehdit Etmeden Önce İki Kez Düşünmeli”

İran destekli Husi milislerinin Suudi Arabistan’a deniz ablukası uygulama ve küresel enerji tedarikini sekteye uğratma tehdidi, dünyanın en önemli deniz koridorlarından birinin güvenliğine dair endişeleri yeniden alevlendirdi. Ancak eski üst düzey CIA istihbarat yetkilisi Norman Roule’a göre örgüt, on yıl öncesine kıyasla çok daha zorlu ve farklı bir stratejik ortamla karşı karşıya.

Kızıldeniz’de Değişen Güç Dengeleri

Pazartesi günü Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik bir deniz ablukası ilan ettiklerini duyurarak Körfez ötesindeki enerji ihracatının da hedef alınabileceği uyarısında bulundu. Bu açıklamanın hemen ardından Suudi Arabistan Ortak Kuvvetler Komutanlığı, uluslararası deniz taşımacılığına yönelik herhangi bir tehdide “hızlı ve kararlı” bir şekilde yanıt verileceğini vurguladı.

ABD’nin İran’dan sorumlu ulusal istihbarat yöneticiliği de dahil olmak üzere 34 yıl boyunca Orta Doğu istihbarat programlarını yöneten Roule, Husilerin söylemlerinin ciddiye alınması gerektiğini ancak grubun yüzleştiği askeri ve siyasi gerçeklerin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti. Arab News’e konuşan Roule, bölgedeki güvenlik dinamiklerini şu şekilde özetledi:

  • Güçlü ABD ve Müttefik Varlığı: ABD’nin bölgede sağlam bir deniz gücü bulundurduğunu belirten Roule, bu gücün Suudi ortaklarla birlikte Kızıldeniz’de istikrarı ve seyir güvenliğini sağlamak için fazlasıyla yeterli olduğunu ifade etti.

  • Avrupa’nın Hamlesi: Aspides Operasyonu kapsamında Avrupa ülkelerinin destek sağladığını hatırlatan Roule, bölgeye getirilecek ek mayın tarama kapasitesinin kritik bir rol oynayacağını vurguladı.

  • Ağır Bedel İhtimali: Husilerin olası bir tırmandırmanın sonuçlarını iyi tartması gerektiğini belirten uzman, “Karşılarında oldukça yıkıcı olabilecek Suudi-Amerikan askeri güçleri var. Ayrıca İsraillilerin, Husilere yönelik o son derece ağır hasar veren saldırılarını tekrarlama potansiyeli de mevcut” uyarısında bulundu.

İran’ın Silah Sevkiyatı ve Diplomatik Çıkmaz

Yemen’deki Güney Devleri Tugayları’nın, kısa süre önce Kızıldeniz kıyısındaki Husi insansız hava aracı ve patlayıcı tekne üretim tesislerine malzeme taşıdığı iddia edilen bir tekneyi ele geçirmesi, Roule’un değerlendirmelerini destekler nitelikte. Eski istihbaratçıya göre bu gelişme, diplomatik çabalara rağmen Tahran’ın Yemen’deki vekil gücüne desteğini sürdürdüğünün net bir kanıtı:

“Bu durum, ateşkes sona ermeden önce devam eden müzakerelere rağmen İran’ın Kudüs Gücü’nün, Suudi Arabistan’a ve Kızıldeniz’e yönelik saldırıları desteklemek amacıyla Husilere silah göndermeye devam ettiğini gösteriyor.”

“Artık 2015’te Değiliz”: Siyasi İklimdeki Dönüşüm

Savaşın patlak vermesinden bu yana yaşanan en büyük değişikliğin askeri değil, siyasi olduğunu savunan Roule, Suudi Arabistan’ın diplomatik çabalarına dikkat çekti:

  • Uluslararası Algı: “Artık 2015’te değiliz” diyen Roule, Suudi ordusunun çok yetenekli olduğunu ve Krallığın yıllardır diplomatik çözüm için yoğun çaba harcadığını, bu nedenle Husilerin atacakları adımlarda bu değişkenleri hesaba katması gerektiğini söyledi.

  • İnsani Yatırımlar: Suudi Arabistan’ın Yemen’de mayın temizleme, okul, su arıtma tesisleri ve elektrik santralleri inşası gibi devasa insani yatırımlarının sahadaki durumu dönüştürdüğünü belirten Roule, “Uluslararası toplum artık bölgedeki sorunlar için Suudi Arabistan’ı suçlamak yerine Husilerin bizzat yarattığı problemlere odaklanıyor” dedi.

Küresel Ekonominin Kilit Taşı: Suudi Arabistan

Yemen’in ötesinde Roule, Suudi Arabistan’ı eşi benzeri görülmemiş bölgesel çalkantıların yaşandığı bir dönemde küresel ekonomik istikrarın merkezinde görüyor. Doğu-Batı boru hattı üzerinden sağlanan kesintisiz petrol üretimi ve uluslararası koordinasyon sayesinde Suudi Arabistan’ın küresel ekonomiyi koruduğunu vurguladı.

Krallığa yaptığı ziyaretlerdeki izlenimlerini aktaran Roule, “Eğlenceli, enerjik, müreffeh, hırslı ve iyimser insanların, bölge tarihinin en zorlu dönemlerinden birinde son derece önemli işler başardığını görüyorum. Bunu yakından görebilmek benim için özel bir onur” ifadelerini kullandı.

Nükleer Anlaşma ve Bölgesel Terörizm

2015 İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) müzakerelerinde de yer almış olan Roule, Trump yönetiminin 2018’de anlaşmadan çekilme kararını, Tahran’ın saldırgan bölgesel davranışlarını dizginleyememesiyle açıkladı.

Yaptırımların hafifletilmesiyle İran’ın elde ettiği fonların halkın refahı yerine balistik füze programlarına ve Hamas, Hizbullah ile Iraklı milislere aktarıldığına dikkat çeken Roule, ABD’nin ana hedeflerinden birine ulaşarak İran’ın nükleer kapasitesini yeniden inşa etmesini engellediğini belirtti.

İran’ın füze programının ciddi şekilde küçültüldüğünü ve Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerinin (özellikle Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’nın) son saldırılarda “mükemmel” bir performans sergilediğini belirten Roule, asıl meselenin bu terör eylemlerine ne kadar tahammül edileceği olduğunu vurguladı:

“İran füzelerinin %90’ını imha ettik. ABD ve İsrail dahil olmak üzere Körfez ülkeleri ve müttefiklerinin artık şunu sorması gerekiyor: ‘İran terörizmine ve bölgeye yönelik tehditlerine daha ne kadar katlanacaksınız?’ Irak’ta 600 Amerikalıyı başka hiçbir ülke öldürmedi; bunu milisleri aracılığıyla İran yaptı. Riyad ve Abu Dabi’ye atılan füzelerin kaynağı İran’dı.”

Roule değerlendirmesini, Suudi Arabistan’ın küresel pazarlardaki stratejik önemine vurgu yaparak noktaladı. İran’ın küresel ekonomiyi hedef almak istediğinde Suudi Arabistan’a saldırdığını belirten eski yetkili, Riyad yönetiminin güçlü diplomatik ilişkileriyle bu krizlere karşı uluslararası koalisyonlar kurma yeteneğinin bugün her zamankinden daha hayati olduğunu ifade etti.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir