Lübnan’ın başkenti Beyrut’u harabeye çeviren yıkıcı liman patlamasının üzerinden tam 6 yıl geçti. Sorumluların hala adalet önüne çıkarılmadığı felaketin kurbanları ve aileleri için fiziksel ve psikolojik yıkım ilk günkü gibi devam ediyor.
Tarihte kaydedilen en büyük nükleer olmayan patlamalardan biri olarak bilinen 4 Ağustos 2020 tarihli felakette en az 235 kişi hayatını kaybetmiş, 6.500’den fazla kişi yaralanmış ve şehrin büyük bir bölümü yerle bir olmuştu. Ancak hayatta kalan pek çok kişi için felaket henüz sona ermedi.
Bitmeyen Fiziksel ve Psikolojik Enkaz
Patlamada kardeşi Joseph’i kaybeden ve kurbanların ailelerini temsil eden Avukat Cecile Roukoz, mağdurların yıllardır süren sessiz çığlığını kamuoyuyla paylaştı. Patlamadan sağ kurtulan ancak hayatları geri dönülemez şekilde değişen kurbanların durumu trajedinin boyutlarını gözler önüne seriyor:
İzole Bir Hayat: Eşrefiye (Ashrafieh) semtinde çalışırken patlamaya yakalanan ve iki bacağını kaybeden bir mühendis, kendi bakımını sağlayamadığı için şu an kuzey Lübnan’daki bir bakımevinde kalıyor. Avukat Roukoz’un aktardığına göre, bu kurban kimseyle konuşmayı ve adının anılmasını dahi reddediyor.
“Nefes Alıyor Ama Yaşamıyor”: Başına aldığı ağır darbe sonucu tamamen felç olan Lara Hayek’in durumu, Roukoz tarafından “Hayatta, ama bu yaşadığı bir hayat değil” sözleriyle özetleniyor. Hayek, annesi ve kendisi için dua etmeye gelen diğer kurban yakınları tarafından hastanede her gün ziyaret ediliyor.
“Uyuyan Prenses”in Hukuk Mücadelesi: Aylarca süren komanın ardından uyanmasıyla “Uyuyan Prenses” olarak anılan Lilian Choueito, aradan geçen 6 yıla rağmen yeniden yürümeyi ve konuşmayı öğrenmeye çalışıyor. Sosyal medyaya yansıyan zorlu rehabilitasyon sürecinin yanı sıra Choueito, ailevi bir dramla da mücadele etti. Eşinin kendisini terk etmesi ve bebeğini görmesini engellemesi üzerine yargı devreye girerek genç kadına görüş hakkı tanıdı.
Gerçek Bilanço Resmi Rakamların Çok Ötesinde
Ağır yaralanan bazı kurbanların yıllar içinde hayatını kaybetmesiyle, patlamaya bağlı resmi ölü sayısı artmaya devam ediyor. Uzmanlar, gerçek yaralı sayısının ise kayıtlara geçen 6.500 rakamından çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.
O gün yaşanan büyük kaos ortamında yüzlerce kişi, kapasitesi dolan ve altyapısı çöken hastanelere kayıt yaptıramadı. Beyrut ve Cebel Lübnan bölgesindeki hastaneler yaralılarla dolup taşarken, pek çok kişi çareyi eczanelerde veya yaralarına acil dikiş atılan diş kliniklerinde aramak zorunda kaldı. Felaketin yaraladığı binlerce kişi arasında, bizzat patlama bölgesindeki hastanelerde görev yapan doktorlar, hemşireler, idari personeller ve hastalar da bulunuyordu.
Aradan geçen 6 yıla rağmen adalet arayışı sonuçsuz kalan Lübnan halkı, felaketin kalıcı izleriyle yaşamaya devam ediyor.


İlk yorum yapan siz olun