Irak’ta yeni hükümetin başlattığı geniş çaplı yolsuzluk operasyonu, yıllardır görülmemiş bir devlet gücü gösterisine sahne oluyor. Başkent Bağdat’ın sıkı korunan Yeşil Bölgesi’nde tanklar devriye gezerken; drenaj çukurlarından çıkarılan milyonlarca dinar ve Merkez Bankası’na teslim edilen yüzlerce kilogram altın, ülkedeki yolsuzluğun boyutlarını gözler önüne seriyor.
Mayıs ayında göreve gelen Başbakan Ali el-Zeydi, 2003’ten bu yana Irak devletinin en kronik sorunlarından biri olan yolsuzlukla mücadeleyi hükümetinin odak noktası haline getirdi. Ancak sadece birkaç üst düzey tutuklamayla başlayan ve ülke çapında bir operasyona dönüşen bu hamle, önemli bir sınavla karşı karşıya: Hükümet, bu görkemli operasyonları kalıcı bir başarıya dönüştürüp, çalınan kamu mallarını geri alabilecek ve sorumluları mahkum edebilecek mi?
“Şafak Operasyonu”nun Bilançosu
Petrol bakanlığındaki yolsuzluk iddialarıyla başlayan süreç; elektrik, savunma, gümrük, havacılık ve belediyeler gibi birçok farklı devlet kurumuna sıçradı. 28 Haziran’da başlayan ve “Şafak Operasyonu” (Dawn Crackdown) olarak bilinen süreçte öne çıkan gelişmeler şöyle:
Geniş Çaplı Gözaltılar: 28 Haziran – 9 Ağustos tarihleri arasında yetkililer, milletvekilleri ve iş insanlarından oluşan en az 210 kişi gözaltına alındı.
Eski Bakan Yardımcısının Gizli Serveti: Eski Rafinerilerden Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el-Cumeyli’nin tutuklanmasıyla bağlantılı olarak, farklı lokasyonlara gizlenmiş milyarlarca Irak dinarı, milyonlarca dolar, yaklaşık 60 kilogram altın ve çok sayıda mülk ele geçirildi.
Elektrik Bakanlığı’nda Vurgun: Gözaltına alınan Elektrik Bakan Yardımcısı Halid Hazai Attiye’nin evinden yaklaşık 5,84 milyon dolar nakit, 1,175 milyar Irak dinarı (yaklaşık 770.000 dolar) ve yüklü miktarda altın çıktı.
Yüzlerce Kilo Altın: Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile koordineli yürütülen çalışmalarda toplamda 375 kilogram altının devlete geri kazandırıldığı açıklandı.
Ağır Cezalar Kesiliyor: Eski Vergi Dairesi Genel Müdürü Usame Hüssam Cevdet, kara para aklama suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılırken, eşi de 5 yıldan fazla ceza aldı. Çifte ayrıca 32 milyar dinar para cezası kesildi ve yurtdışındaki banka hesaplarına el konuldu.
Yeşil Bölge’de Tanklar ve Güç Gösterisi
Operasyonların askeri boyutu da ülkenin siyasi gündemine oturdu. Zırhlı araçların ve tankların Yeşil Bölge’de boy göstermesi, ilk başlarda bir darbe girişimi söylentilerine neden olsa da, uzmanlara göre Başbakan el-Zeydi bu hamleyle kararlılığını gösteriyor.
Iraklı siyasi analist Sacid Ciyad, “Bu durum, başbakanın kaslarını sergilemesinin ve güvenlik güçleri üzerinde tam kontrole sahip olduğunu göstermesinin bir yoluydu. Şüpheliler ne kadar güçlü olursa olsun, silahlı korumalarının veya siyasi bağlantılarının onları tutuklanmaktan kurtaramayacağı mesajı verildi” değerlendirmesinde bulundu.
Gerçek Bir Değişim mi, Yoksa Siyasi Şov mu?
Irak, 2004 yılından bu yana pek çok yolsuzlukla mücadele kampanyasına sahne oldu. Chatham House Irak Girişimi Direktörü Renad Mansur’a göre, bu operasyonlar yapısal olarak geçmiştekilerle büyük benzerlikler taşıyor. Mansur, yeni başbakanların kendilerini öncekilerden ayırmak, kendi müttefiklerine yer açmak ve başta ABD olmak üzere uluslararası topluma “bu hükümet farklı” mesajı vermek için bu tür adımlar attığını belirtiyor.
Yolsuzluğun Irak siyasetinin dokusuna işlediğini belirten uzmanlar, “yolsuzluğun vaftiz babaları” olarak adlandırılan üst düzey siyasi figürlere dokunulmasının zor olduğuna dikkat çekiyor. Eski Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu yetkilileri de Irak’ta yolsuzluğun “siyasi olarak korunduğunu” ve bağımsız denetim mekanizmalarının içinin boşaltıldığını ifade ediyor.
Ekonomik Fatura Çok Ağır
Yolsuzluğun ülkeye maliyeti devasa boyutlara ulaşmış durumda. BM Kalkınma Programı verilerine göre, Irak’ın kamu fonlarının yüzde 20’si yolsuzluklar nedeniyle buharlaştı.
Irak Federal Yüksek Denetim Kurulu Başkanı Ammar Subhi el-Meşhedani, son 22 yılda devlet yetkililerine ve kamu kurumlarına verilen 76 milyar dolardan fazla kredinin hâlâ geri ödenmediğini açıkladı.
Yurtdışına kaçırılan fonların (özellikle Türkiye, Fransa ve Kuveyt gibi ülkelere giden varlıkların) iadesi için Interpol ile çalışmalar sürse de, mevcut modası geçmiş yasalarla bu varlıkları geri almanın neredeyse imkansız olduğu belirtiliyor.
Sonuç olarak analistler, tutuklamaların tek başına sistemi temizlemeye yetmeyeceği konusunda hemfikir. Şeffaf finansal sistemler kurulup yapısal reformlar hayata geçirilmediği sürece bu çabaların, “çürümüş bir sistemi onarmaktan ziyade, sadece birkaç görünür figürü cezalandırmaktan ibaret kalacağı” uyarısı yapılıyor.


İlk yorum yapan siz olun