İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Libya, 2028 BM Güvenlik Konseyi Üyeliğine Talip Oldu

Libya, 2028 dönemi için Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ndeki Afrika koltuğuna aday olma niyetini açıkladı. Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki şiddeti kınarken, topraklarına yönelik son saldırıların ardından Suudi Arabistan’a destek verdiğini belirtti.

New York’taki BM Genel Kurulu’nda konuşan el-Menfi, ülkesinin BM Güvenlik Konseyi adaylığının “barışın sadece çatışmanın yokluğu üzerine değil, adaletin tesis edilmesi ve adaletsizlik ile istikrarsızlığın nedenlerinin ele alınması üzerine inşa edildiğine dair sarsılmaz bir inançtan” kaynaklandığını ifade etti. Bu adımın, Libya’nın uluslararası arenadaki doğal rolünü yeniden kazanması ve uluslararası barış ile güvenliğin korunmasında sorumluluk üstlenmesi yönündeki ulusal iradeyi somutlaştırdığını vurguladı.

El-Menfi, bölgesel güvenlik ve Afrika’nın refahına değindiği kapsamlı konuşmasında, Filistin halkının haklarına yönelik desteğini yinelerken İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik artan saldırılarını kınadı. Uluslararası hukukun güçlülerin bir ayrıcalığı değil, eşit bir hak olması gerektiğini vurgulayan el-Menfi, Arap, İslam ve Afrika dünyasının bu sorunlara sadece birer gözlemci olarak yaklaşmadığını, sonuçlarını her gün yaşayarak tecrübe ettiğini belirtti. On yıllardır süren işgal ve baskıya rağmen Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına sıkı sıkıya bağlı kaldığını hatırlatan Başkanlık Konseyi Başkanı, İsrail’in genişlemeci politikalarının bölgeyi daha geniş bir çatışma döngüsüne ve aşırılıkçılığa sürüklediği uyarısında bulundu.

İran savaşı nedeniyle Körfez’de tırmanan gerilimin ve Yemen’de artan şiddetin gölgesinde el-Menfi, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıları da kınadı. Krallığın güvenliğinin, toprak bütünlüğünün ve kutsal mekanlarının korunmasında Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduklarını belirten el-Menfi, “Krallığın ve Körfez’in güvenliği sadece ulusal bir mesele değil, bölgemizin güvenlik ve istikrarının temel bir direğidir” dedi.

Komşu Sudan’daki krize ve Afrika’nın genel durumuna da değinen el-Menfi, Sudan halkının ağır bedeller ödediği yıkıcı bir savaşın kurbanı olduğunu söyledi. Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın ise terörizm, organize suçlar, yoksulluk ve iklim değişikliği kaynaklı göç dalgalarının birleşimiyle devletlerin bütünlüğüne yönelik varoluşsal bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Dünyanın Sahel’i sadece bir kaynak deposu veya küresel rekabet alanı olarak görmesinin artık kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Libya’nın Afrika’nın kıyısında değil, tarihinin ve geleceğinin bizzat içinde yer aldığını belirten el-Menfi, Afrika Birliği’nin kuruluş sürecinde Sirte şehrinin oynadığı tarihi rolü hatırlattı. Ülkesinin Afrika, Avrupa ve İslam dünyasının kesişim noktasındaki eşsiz konumunun, onu hem BM Güvenlik Konseyi koltuğu hem de güvenlik ve göç konularında Afrika-Avrupa diyaloğu için ideal bir aday haline getirdiğini savundu. Akdeniz havzasının sadece göç ve krizlerin yönetildiği bir bariyer olmaktan çıkıp; kalkınma, ticaret, yatırım ve ortak güvenlik için bir köprüye dönüşmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının sonunda Libya’nın iç mücadelelerine, yolsuzluklara ve dış müdahalelerin yarattığı tahribata odaklanan el-Menfi, egemenliğin yalnızca göndere çekilen bir bayrak veya haritada çizilen sınırlar olmadığını; bağımsız karar alma, hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik anlamına geldiğini belirtti. Yolsuzlukla mücadelede kararlılık mesajı veren el-Menfi, egemenliğini ve kurumlarının birliğini yeniden kazanan bir Libya’nın yalnızca kendi vatandaşları için değil; Arap dünyası, Afrika ve Akdeniz havzasında istikrarın gücü ve Kuzey ile Güney arasında iş birliği köprüsü olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir