DUBAİ – İsrail makamlarının, El Halil (Hebron) Belediyesi’nin şehrin tarihi merkezinin bazı bölümlerindeki planlama ve inşaat yetkilerini elinden alma kararı, Oslo Anlaşmaları’nın geleceği ve Filistin’in devlet olma umutları konusunda yeni endişelere yol açtı.
Filistinli yetkililer ve analistler, bu hamlenin işgal altındaki Batı Şeria’nın fiili ilhakına doğru atılmış yeni bir adım olduğu ve Filistinlileri gelecekteki devletleri için hak iddia ettikleri topraklardan mahrum bıraktığı konusunda uyarılarda bulundu.
Geçtiğimiz hafta, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail Sivil İdaresi bünyesindeki Yüksek Planlama Konseyi’nin, Yahudiler tarafından Atalar Mağarası olarak bilinen İbrahim Camii’ne ve şehrin kalbindeki İsrailli yerleşimcilere ev sahipliği yapan El Halil’in H2 bölgesindeki planlama, imar ve inşaat kararlarını devralacağını duyurdu. Ertesi gün İsrailli yetkililer, şehir merkezinde yeni bir Yahudi okulu ve İsrail yerleşimlerinde yeni evler inşa edilmesine yönelik planları onayladı.
Oslo Anlaşmaları’nın Kademeli Aşınması
Bu hamle, Batı Şeria’yı Filistinliler ve İsrailliler arasında bölen Oslo Anlaşmaları barış sürecinin bir parçası olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Filistin Kurtuluş Örgütü Başkanı Yaser Arafat tarafından imzalanan 1997 El Halil Protokolü kapsamında H2 bölgesinde Filistinlilere verilen temel sivil yetkilerden birini El Halil Belediyesi’nin elinden alıyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, El Halil Anlaşması’nın yürürlükte kalmaya devam ettiğinde ısrar etse de gözlemciler, bu kararın işgal altındaki topraklarda on yıllardır süren İsrail yayılmacılığının ve Oslo Anlaşmaları’nın içinin giderek boşaltılmasının son örneği olduğunu ifade ediyor.
Ortadoğu Enstitüsü’nde (Middle East Institute) kıdemli araştırmacı ve Filistinli siyasi analist Jaser AbuMousa, Oslo Anlaşmaları’nın “mimarisinin” 30 yıl boyunca dramatik resmi iptallerle değil, anlaşmaların içini boşaltan kademeli idari kararlarla parçalandığını söyledi. Arab News’e konuşan AbuMousa, “Bu durum, fiili (de facto) bir durumu hukuki (de jure) bir duruma dönüştürüyor ve bu dönüşüm, İsrail’in geçici işgal önlemlerini kalıcı egemenlik düzenlemelerine tutarlı bir şekilde nasıl dönüştürdüğünün bir göstergesidir” dedi.
H2 Bölgesindeki Demografik Yapı ve Günlük Yaşam
Anlaşmazlığın merkezinde, İsrail-Filistin çatışmasının alevlenme noktalarından biri olan El Halil’in Eski Şehri ve İbrahim Camii yer alıyor. El Halil Protokolü uyarınca İsrail birlikleri H2’de konuşlanmaya devam ediyor, ancak türbe çevresi de dahil olmak üzere her türlü inşaat planı genel olarak Filistin belediyesinin onayını gerektiriyordu.
Şehrin yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan H1 bölgesi Filistin Yönetimi tarafından idare ediliyor. H2 bölgesi ise, tamamen İsrail’in güvenlik kontrolü altında olan İbrahim Camii ve çevresindeki yerleşkelerde toplanan yaklaşık 1.000 İsrailli yerleşimci ile birlikte yaşayan yaklaşık 7.000’i Eski Şehir sakinlerinden oluşan toplam 80.000 civarında Filistinliye ev sahipliği yapıyor.
Bölgedeki Filistinlilerin günlük yaşamına yönelik kısıtlamalar halihazırda belirgin bir şekilde hissediliyor:
-
Eski Şehir’deki Filistinliler, 120’den fazla kontrol noktası ve kapıdan oluşan bir ağda hareket etmek zorunda kalıyor.
-
Şüheda Caddesi de dahil olmak üzere ana yollar büyük ölçüde Filistin trafiğine kapalı tutuluyor.
-
Ticari faaliyetler büyük ölçüde kısıtlanmış durumda ve günlük hareketlilik İsrail’in güvenlik önlemleriyle sıkı bir şekilde kontrol ediliyor.
Smotrich’in öncülük ettiği bu girişim, 2023 Ekim ayından bu yana Filistin devletinin kurulmasını engellemek amacıyla 200’e yakın yeni karakolun kurulması ve 102 yeni yerleşimin onaylanmasıyla sonuçlanan “pratik egemenlik” ve İsrail yönetimini derinleştirme kampanyasının bir parçası olarak görülüyor.
Uluslararası Hukuk ve Belediye Düzeyindeki Tepkiler
Arab News’e açıklamalarda bulunan El Halil Belediye Başkanı Yousef Al-Jabari, kararın halihazırda sıkı bir İsrail askeri yönetimi altında yaşayan, haftanın iki günü sokağa çıkma yasağı uygulanan ve ulaşım kısıtlamalarına maruz kalan sakinlerin yaşam koşullarını daha da kötüleştireceğini belirtti. Karara uluslararası mahkemeler aracılığıyla itiraz etmeyi planladıklarını ifade eden Al-Jabari, şunları söyledi:
“İnsanlar çoğu zaman arabalarını evlerinden kilometrelerce uzağa park edip, bazen yiyecek ve diğer temel ihtiyaç malzemelerini taşıyarak yolun geri kalanını yürümek zorunda kalıyorlar. Evlerini inşa edemiyor veya genişletemiyorlar; evlerine ve okullarına yönelik saldırılar da dahil olmak üzere rutin olarak yerleşimci şiddetine maruz kalıyorlar.”
İsrail’i, 2017’den bu yana UNESCO tarafından Filistin Dünya Mirası Alanı olarak kabul edilen Eski Şehir’in ve İbrahim Camii’nin karakterini değiştirmeye çalışmakla suçlayan Al-Jabari, Filistinlilerin haklarını korumaya yardımcı olmak için 1994’te kurulan ve 2019’da İsrail makamları tarafından sonlandırılan uluslararası gözlem misyonu El Halil’deki Geçici Uluslararası Mevcudiyet’in (TIPH) yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu.
Filistin Yönetimi de geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, İsrail’in yetkileri gasp etmesini “El Halil’in siyasi ve yasal statüsünün ihlali” ve uluslararası hukukun çiğnenmesi olarak kınadı.
Gelecek Senaryosu: “Doğu Kudüs Modeli” ve İlhak Endişesi
Analist AbuMousa’ya göre, yeni planlama rejimi altında yeni konutlar ve altyapı projeleriyle birlikte yerleşimlerin genişlemesi hız kazanacak. Aynı zamanda, Filistinlilerin inşaat projeleri kısıtlanacak ve bölgenin demografik ile fiziksel manzarası tıpkı “Doğu Kudüs modelinde” olduğu gibi kademeli olarak yeniden şekillenecek. Siyasi teşvikler ve sübvansiyonlu konutlarla yerleşimci nüfusunun büyüyeceğini belirten AbuMousa, H2’deki Filistinli nüfusun ise kısıtlamalar, yıkım emirleri ve yerleşimci şiddetinin birikimli baskısı altında küçüleceğini öngörüyor.
AbuMousa, bu durumun uluslararası toplum tarafından engellenmemesi halinde, Oslo II Anlaşması kapsamında İsrail ile ortak güvenlik kontrolü altında Filistin Yönetimi tarafından idare edilen B Bölgesi gibi Batı Şeria’nın diğer kısımlarında da Filistin kurumlarından İsrail makamlarına ek yetki devri için bir emsal (taslak) oluşturabileceği konusunda uyarıda bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Filistinliler, haklarını teyit eden olağanüstü bir uluslararası hukuki görüş birikimine sahipler. Eksik olan şey, bu yasal tanınmayı yasal korumaya dönüştürecek herhangi bir mekanizmadır.”


İlk yorum yapan siz olun