NEW YORK — İran ile ABD arasında küresel petrol arzını daraltan ve enflasyonu tetikleyen savaşı sona erdiren geçici anlaşmanın imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği yeniden hareketlendi. Ancak, bu kritik su yolunun kontrolünün kimde olacağı ve geçiş yapan gemilerden “geçiş ücreti” (telli) alınıp alınmayacağı konusundaki belirsizlikler, kalıcı barış müzakerelerini gölgelemeye devam ediyor.
Tahran ve Washington, geçtiğimiz hafta sonu Hürmüz Boğazı konusunda bir kez daha karşı karşıya geldi. İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırılarını gerekçe gösteren İran, boğazı yeniden kapattığını duyurdu. ABD ise bu iddiaya hızla karşı çıktı. Denizcilik takip verileri, Cumartesi ve Pazar günleri onlarca geminin boğazdan geçtiğini gösterse de bu sayı savaş öncesi günlük ortalamanın oldukça altında kaldı.
ABD Başkanı Donald Trump, ülkeler arasındaki 60 günlük müzakere sürecinde İran ile nihai bir anlaşmaya varılamaması halinde, ABD’nin boğaz geçişlerinde kendi ücret tarifesini uygulayabileceğini ima etti. Savaş öncesinde geçişlerin tamamen ücretsiz olduğu boğazda, İran geçtiğimiz ay gemilerden para tahsil etmek için yeni bir hükümet kurumu oluşturmuş ve ticari gemilerin Arap Körfezi Boğaz İdaresi‘ne kayıt yaptırmasını beklediğini açıklamıştı.
Hem İran hem de Umman’a kıyısı olan Hürmüz Boğazı’nın mülkiyeti tek bir ülkeye ait değil. Geçtiğimiz hafta imzalanan mutabakat zaptı, su yolunun “gelecekteki yönetimini ve denizcilik hizmetlerini belirlemek” üzere Umman ve diğer altı Körfez ülkesiyle görüşmeler yürütülürken, İran’ın boğazı geçici olarak yönetmesine izin veriyor. Bu kapsamda İran, 60 gün boyunca geçiş yapan gemilerden ücret almamayı kabul etti.
Hukuk uzmanları ve denizcilik birlikleri ise, bir geçiş ücreti uygulamasının dünya sularını kapsayan onlarca yıllık uluslararası ticaret teamüllerini altüst edeceğini vurguluyor. Analistler, ABD ve İran’ın nihai bir anlaşmaya varması halinde bile petrol, doğal gaz, gübre ve diğer emtia akışının savaş öncesi seviyelere dönmesinin aylar alabileceğini belirtiyor.
Gemi Trafiği Sürüyor Ancak Savaş Öncesi Seviyeden Uzak
Veri ve analiz şirketi Kpler, Cuma ve Pazar günleri arasında 71 geminin boğazdan geçtiğini ve Cumartesi günü 35 geçişle zirve yapıldığını doğruladı. Buna karşılık, ABD ve İsrail’in Şubat ayı sonlarında İran’a yönelik saldırıları ile Tahran’ın buna yanıt vererek su yolunu fiilen kapatmasından önce günde yaklaşık 100 ila 130 gemi bu rotayı kullanıyordu.
Geçici İran-ABD çerçeve anlaşmasının bir parçası olarak İran, 30 gün içinde mayın temizleme çalışmaları yapacağını ve denizciliğin önündeki “teknik ve askeri engelleri” kaldıracağını belirtti. İran Başmüzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Pazartesi günü devlet medyasına yaptığı açıklamada ülkesinin boğazı uluslararası deniz hukuku çerçevesinde yöneteceğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’nın ana merkez rotası hala mayınlı ve kapalı durumda. Gemiler, İran karasularından geçen daha dar kuzey rotası ile Umman karasularından geçen güney rotasını kullanıyor. Ancak Kpler’e göre, birçok geminin ya İran’ın belirlediği rotaya bağlı kalması ya da transponder’larını (konum belirleyici) kapalı tutarak kimliklerini gizlemeye çalışması denizciler arasındaki “temkinli yaklaşımın” açıkça sürdüğünü gösteriyor.
Hem İran Hem de ABD’den ‘Geçiş Ücreti’ Tehdidi
Savaşın ilk dönemlerinde İran, onayını almadan Hürmüz Boğazı’nı kullanmaya çalışan gemilere saldırma tehdidinde bulunmuş ve denizcilik analistlerinin “gişe” (tollbooth) olarak adlandırdığı ödemeli geçiş sistemi kapsamında gemileri denetlemeye başlamıştı. Tahran yönetimi ayrıca, Nisan ayı başlarında boğazdaki hakimiyetinden vazgeçmenin bir önkoşulu olarak geçiş ücreti tahsil etme hakkını talep etmişti.
Trump yönetimi, Hazine Bakanı Scott Bessent’in “Tahran’ın küresel deniz ticaretinden haraç kesme girişimi” olarak nitelendirdiği duruma karşı çıkmak amacıyla geçtiğimiz ayın sonlarında Arap Körfezi Boğaz İdaresi’ne yaptırımlar uyguladı. Buna rağmen Başkan Trump Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Ortadoğu ülkelerinin Koruyucu Meleği olarak sunulan hizmetler” karşılığında ABD’nin de kendi geçiş ücretlerini uygulayabileceğini öne sürdü.
İran ile yapılan görüşmelerin nihai bir anlaşmayla sonuçlanmaması halinde Washington yönetiminin gemilere yönelik herhangi bir ücretlendirmeyi nasıl uygulayacağına dair henüz net bir detay paylaşılmadı. Denizcilik analistleri, ilk anlaşmanın boğaz üzerinde İran’a bu denli geniş bir kontrol hakkı vermesini şaşkınlıkla karşılıyor.
Bağımsız tanker sahipleri birliği Intertanko’nun denizcilik direktörü Philip Belcher, Perşembe günü yaptığı açıklamada “Gelecekteki düzenlemeleri belirleme yetkisinin neredeyse tamamı İran’a bırakılıyor. Asıl netliğe kavuşturmamız gereken konu bu” değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlara Göre Geçiş Ücreti Deniz Hukukuna Aykırı
Boğazda geçiş ücreti alınması, uluslararası deniz ticaretinin temel taşlarından biri olan ‘barışçıl geçiş özgürlüğü’ ilkesini doğrudan ihlal edebilir. Bu kavram, 1994 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ile yasal zemine oturtulmuştu. Antlaşma, gemilere Hürmüz Boğazı da dahil olmak üzere dünya çapındaki 100’den fazla boğazdan engelsiz “transit geçiş” hakkı tanıyor. Bu kural doğal su yolları için geçerli olduğundan, yetkililer sadece Panama ve Süveyş kanalları gibi insan yapımı su yollarından geçen gemilerden ücret talep edebiliyor.
Umman, BM sözleşmesini onaylayan 170’ten fazla ülke arasında yer alırken, ABD ve İran anlaşmaya taraf değil. Ancak uluslararası denizcilik birlikleri, tüm ülkelerin antlaşma teamüllerine tabi kalmaya devam ettiğini savunuyor.
ABD Deniz Harp Okulu ve Harvard Hukuk Fakültesi’nde görevli Uluslararası Deniz Hukuku Profesörü James Kraska, ABD ve İran’ın uluslararası denizcilikte emniyet ve güvenlik önlemlerini denetleyen BM kuruluşu olan Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) üye olduklarına dikkat çekiyor. Her iki ülke de ayrıca, gemilerin inşası ve işletilmesine ilişkin standartları belirleyen Uluslararası Denizde Can Güvenliği Sözleşmesi’ne (SOLAS) taraf konumunda.
Kraska’ya göre, Hürmüz gibi uluslararası boğazlarda ücretler yalnızca yerleşik giriş limanlarında veya tehlikeli bölgelerden geçişte kılavuzluk gibi gemi tarafından “özel olarak talep edilen hizmetler” karşılığında uygulanabiliyor:
“Eğer İran bu ücretleri herkese uygulamak istiyorsa, trafik ayrım düzeni kurallarını değiştirmesi gerekir ve bu da ancak Uluslararası Denizcilik Örgütü üye devletleri aracılığıyla yapılabilir. Transit geçiş hakkını kullanan bir gemiden ücret talep edemezsiniz. İşin özeti; hayır, bu bağlamda ücret alınması hukuka uygun değildir.”
Kraska, ülkelerin bir boğazın bakım maliyetlerini paylaşmak için zaman zaman güçlerini birleştirdiklerini de ekledi. Örneğin; Endonezya, Malezya ve Singapur, Malakka Boğazı için IMO ve diğer ülkelerle birlikte çalışarak böyle bir maliyet paylaşım anlaşması geliştirmişti. Ancak bu durum bireysel gemilerden alınan geçiş ücretlerini değil, rotayı kullanan devletlerin müzakere edilmiş katkı paylarını içeriyordu.
Aksamalar Aylarca Sürebilir
Hürmüz Boğazı’ndaki koşullar savaş süresince çok hızlı değişti. Sigorta brokerliği ve risk yönetimi şirketi Marsh’ın Küresel Deniz, Kargo ve Lojistik Başkanı Marcus Baker, ABD ve İran’ın ateşkesi uzatma taahhüdünün ardından denizciliğin görünümü iyileşmiş olsa da “durum etrafında hala bir gerginlik seviyesi olduğunu” belirtti.
İran ile ABD arasındaki geçici anlaşmanın, müzakere penceresinin ötesinde boğazın ücretsiz geçişe açık tutulmasını sağlayacak net bir dil içermediğine dikkat çeken Baker, “Sigorta piyasası açısından bakıldığında, bu dönemde oradan çıkmaya çalışan gemi sahiplerine büyük bir destek var. Önümüzdeki altı haftanın bize ne getireceğini hep birlikte göreceğiz” dedi.


İlk yorum yapan siz olun