Tahran’daki market rafları dolu olsa da, birçok aile artık temel gıda maddelerini bile satın almakta zorlanıyor. İşsizliğin hızla arttığı ülkede, çalışanlar geçen yıla göre yarı yarıya değer kaybeden maaşlarıyla ayakta kalabilmek için daha uzun saatler mesai yapıyor. Ağır sübvansiyonlu benzin dışında gıda, ilaç ve diğer tüm temel ihtiyaçlara ulaşım giderek imkansızlaşıyor.
“Sadece Nefes Alıyor ve Hayatta Kalmaya Çalışıyoruz”
Ailesini geçindirebilmek için günde 15 saat çalışan 52 yaşındaki iki çocuk babası taksi şoförü Ahmed Karimi, yaşanan ekonomik krizin boyutunu şu sözlerle özetliyor:
“Pek çok şeyden fiilen vazgeçtik. Meyveyi ve proteini kestik, eğlenceden vazgeçtik, hafta sonları bile çalışıyoruz. İnsanlar bu şekilde yaşamaya devam edemeyecek. Sadece nefes alıyor, hayatta kalıyor ve günü kurtarmaya çalışıyoruz.”
Kuzey İran’da yaşayan 41 yaşındaki iki çocuk annesi bir kadın ise, et bile alamadan sadece süt, yumurta ve tuvalet kağıdı gibi birkaç temel ihtiyaç için 89 milyon riyal (yaklaşık 65 dolar) harcadığını belirterek, durumun yarattığı psikolojik yüke dikkat çekiyor: “Temel ihtiyaçları almak tek önceliğimiz haline geldi. Çocuklarımıza her ‘hayır’ demek zorunda kaldığımızda, bu bizi gerçekten tüketiyor.”
Rakamlarla Ekonomik Tablo
Daha uygun fiyatlı ürünler bulmak umuduyla Tahran’daki Kapalıçarşı’ya (Büyük Pazar) akın eden halk, savaş öncesine kıyasla astronomik fiyat artışlarıyla karşı karşıya:
Gıda Fiyatları: Savaş öncesine kıyasla pirinç %60, sığır eti ise %150 oranında zamlandı.
Enflasyon ve Büyüme: Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, yıl sonuna kadar enflasyonun %70’e yaklaşması ve yaptırımlarla yıpranan ekonominin %5’ten fazla küçülmesi bekleniyor.
İstihdam: Resmi işsizlik oranı %9,1 olarak açıklansa da (gerçek rakamın katbekat yüksek olduğu düşünülüyor), Çalışma Bakanlığı verileri savaşın sadece ilk üç ayında 1 milyondan fazla istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
Öte yandan, tedarikin daralmasıyla birlikte ucuz benzinin de tehlikede olduğu belirtiliyor. Günlük benzin tüketiminin üretimi aştığı ülkede, olası bir fiyat artışının geçmişteki gibi büyük protestoları tetikleyebileceği konuşuluyor.
Jeopolitik Gerilim, Yaptırımlar ve İç Siyaset
ABD ve İsrail ile altı aydır süren savaşın gölgesinde, sert yaptırımlar ve deniz ablukası İran’ın en önemli gelir kaynağı olan petrol ihracatını ciddi şekilde engelliyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı “tarihin en ezici ekonomik operasyonunu” başlatma tehdidinde bulunurken, yıllardır İran’ın yaptırımları delmesine aracı olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de Tahran ile tüm ticareti askıya aldığını duyurdu.
Ekonomik baskılar sürerken İran iç siyasetinde de farklı yaklaşımlar göze çarpıyor:
Hükümetin Tutumu: İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki hükümet, halkın geçim sıkıntısını hafifletmek adına savaşın müzakereler yoluyla sona ermesini destekliyor.
Devrim Muhafızları’nın Çizgisi: ABD ve İsrail saldırılarının ardından içerdeki gücünü daha da pekiştiren paramiliter Devrim Muhafızları ise, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve savaş tazminatı gibi çok daha büyük tavizler koparmak için baskı yapıyor.
Artan işsizlik ve enflasyona rağmen halkın öfkesinin bir kısmı, sivil altyapıyı hedef alan ve yaptırımları uygulayan ülkelere yönelmiş durumda. Brandeis Üniversitesi’nden ekonomist Hadi Kahalzadeh, İran’ın “direniş kapasitesinin” ABD’nin beklediği siyasi çöküşü şimdilik engellediğini vurguluyor. Hükümet ise kamuoyundaki tansiyonu bir nebze düşürebilmek adına zorunlu başörtüsü kurallarının denetimini kısmen esneterek sessiz bir taviz vermiş görünüyor.


İlk yorum yapan siz olun