İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lübnan’daki Bir Müzede Sergilenen ‘Evsiz Anahtarlar’, Güneydeki Yıkımı Gözler Önüne Seriyor

BEYRUT — Lübnan’ın güneyinden gelen Fatima Hajj Ali, Beyrut’taki bir müzenin tavanından rüzgar çanı gibi sarkan ve her biri İsrail tarafından yıkılan evleri simgeleyen anahtarlara bakarken gözyaşlarına hakim olamadı.

Hajj Ali, İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan son çatışmalarda evlerini kaybeden binlerce güneyliden yalnızca biri. Çatışmaların ilki, grubun müttefiki Hamas’a destek amacıyla saldırılar düzenlediği 2023 yılında patlak vermiş, ikincisi ise grubun Orta Doğu’daki savaşa İran’ın yanında dahil olduğu Mart ayında başlamıştı.

23 yaşındaki Hajj Ali, yaşadığı hayal kırıklığını, “Eve gidip kapıyı anahtarla açmamız gerekiyordu ama artık ortada bir kapı yok” sözleriyle ifade etti.

ABD ile İran arasında 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptının ardından çatışmalarda bir durulma yaşansa da, aralıklı İsrail saldırıları ve işgal altındaki köyler ile çevresinde devam eden geniş çaplı yıkımlar, birçok kişinin evine dönmesini imkansız kılıyor.

“Bana Güney’i Anlat” Sergisi Hafızaları Canlı Tutuyor

Başkentteki Beit Beirut (Beyrut Evi) müzesinde açılan “Hkeeli ya Jnoub” (Bana Güney’i Anlat) adlı sergi, fotoğraf ve videolar aracılığıyla Güney Lübnan’ın hafızasını canlı tutmayı amaçlıyor.

Sergiyi gezen Hajj Ali, çatışmaları durdurmada başarısız olan Nisan ayındaki ateşkesten sonra sadece bir kez ziyaret edebildiği Nabatiyeh el-Fawqa’daki evini hasretle andı. AFP’ye konuşan psikolog Hajj Ali, “Evin yarısı çökmüş, yarısı ise ayakta kalmıştı” derken, Beyrut’un “güzel” yerleri olduğunu ancak “oraların kendi evi olmadığını” vurguladı: “Gün batımını özlüyorum, bahçemizde kahvemi içerken ezan sesini duymayı özlüyorum.”

Sergide yer alan projelerden biri olan “Evsiz Anahtarlar” (Keys Without Homes), evleri artık var olmamasına rağmen anahtarlarını saklayan üç güneylinin videolarından oluşuyor. Kendisi de güneyli olan 36 yaşındaki sanatçı Adeeb Farhat, bu fikrin 2024’teki önceki savaş sırasında kendi evini kaybetme korkusu yaşarken ortaya çıktığını belirtti. Farhat, o dönem yaşadığı endişeyi şu sözlerle aktardı: “Sürekli şu soru aklımı kurcalıyordu: Evime ne olacak? Bombalanacak mı? Ve evimin anahtarıyla olan ilişkim nasıl değişecek? Bizler yeni Filistinliler mi olacağız?”

Bilindiği üzere, 1948 yılında İsrail Devleti’nin kuruluşu sırasında tahmini 760 bin Filistinli Arap’ın kaçması ve sürülmesiyle sonuçlanan Nekbe (Arapça’da “felaket”) sırasında kaybettikleri evlerin anahtarlarını saklamak Filistinliler arasında köklü bir gelenektir.

Günlük Yaşamdan “Geriye Kalanlar”

Sergi salonlarında; cam sürahi, cezve ve baharat kapları ile donatılmış bir yatak odası, oturma odası ve mutfak aracılığıyla Güney Lübnanlıların evlerindeki günlük yaşamın detayları yeniden canlandırılıyor. Ayrıca, sahil kenti Sur’un (Tyre) eski bir fotoğrafı, Nabatiyeh’in siyah-beyaz bir videosu ve ziyaretçilerin güneyle ilgili anılarını yazdıkları defterler de serginin birer parçasını oluşturuyor.

“Geriye Kalanlar” (What Remains) adlı bir diğer eserde ise, 29 yaşında olan ve Paris’te yaşayan Sama Beydoun, İsrail sınırı yakınlarındaki Bint Jbeil’de bulunan ve en son 2025’te gördüğü büyükbabasının artık yıkılmış olan evinin fotoğraflarını sergiliyor. Teknik bir arıza nedeniyle çoğu görüntünün bulanık çıktığını ve bunun da fotoğrafların bir “rüya” gibi görünmesine neden olduğunu belirten Beydoun, hislerini şöyle anlattı: “Bu evin ne kadar çok insanı bir araya getirdiğini, ailemin orada nasıl büyüdüğünü, ne kadar çok nesle tanıklık ettiğini ve pazar buluşmaları gibi bazı şeyler sabit kalırken hayatın nasıl değiştiğini hatırlıyorum. Hayat çok basitti ama güzeldi.”

29 yaşındaki Rawan Mazeh ise “Yabancılaşmalar Üretmek” (Manufacturing Estrangements) adlı fotoğraf denemesinde, İsrail’in Güney Lübnan’da 2000 yılında sona eren 22 yıllık işgali sırasında, İsrail yanlısı milis gücü Güney Lübnan Ordusu tarafından yönetilen kötü şöhretli Hiyam Hapishanesi’nde tutulan bir çiftin hikayesini anlatıyor.

Mazeh’e göre bu sergi, “insanların gelebileceği ve topraklarına yakın hissedebileceği rahatlatıcı bir alan yarattı.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir