İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şi Cinping’in Mısır Ziyareti: Çin, Orta Doğu’da ABD’ye Karşı Nüfuzunu Derinleştiriyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bu hafta Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret, görünürde iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik bağları güçlendirmeye yönelik sıradan bir adım gibi dursa da, altında derin bir jeopolitik alt metin barındırıyor. Çin, ABD’nin Orta Doğu’daki en önemli müttefiklerinden biriyle ilişkilerini geliştirerek, hızla değişen bölgedeki nüfuzunu genişletmeyi hedefliyor.

Şi, Çin’i bölgede istikrar sağlayıcı bir güç olarak konumlandırmayı ve bunu, son olarak İran ile altı aydır devam eden savaşta olduğu gibi, on yıllardır bölgede askeri krizlerin içinde yer alan ABD ile tezat oluşturacak şekilde sunmayı amaçlıyor. Washington merkezli Carnegie Orta Doğu Programı Direktörü Amr Hamzawy ve eski program araştırmacısı Kathryn Selfe, bu yılın başlarında yayımladıkları bir makalede, “ABD kendi birikimini sabote ederken, Çin yumuşak güç rezervlerini artırmaya devam ediyor,” değerlendirmesinde bulundu.

10 Yıl Sonra Gelen İlk Ziyaret

Salı akşamı Mısır ve Çin bayraklarıyla donatılmış Kahire Havalimanı’na inen Şi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ve askeri yetkililer tarafından kırmızı halı töreniyle karşılandı. Çarşamba günü resmi görüşmelerde bulunacak olan liderlerin programında, Şi’nin Giza Piramitleri yakınlarındaki Büyük Mısır Müzesi’ni ziyareti de yer alıyor.

Üç gün sürecek bu temaslar, Şi’nin son on yılda Mısır’a, 2022’deki Suudi Arabistan ziyaretinden bu yana ise bölgeye yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Sisi son yıllarda Çin’i defalarca ziyaret etmişti.

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 70. yılı vesilesiyle her iki lider de Salı günü Mısır devlet gazetelerinde dostane makaleler kaleme aldı. Şi, Pekin ve Kahire’nin kalkınma yoluyla “pragmatik işbirliğinin kapsamını genişletmesi” gerektiğini vurgularken; Sisi, Çin’in Mısır’daki yatırımlarını övdü ve Tayvan’ın Çin topraklarının bir parçası olduğuna dair Pekin’in tezine olan desteklerini yineledi.

Ekonomik Entegrasyon ve Yatırımlar

Mısır, Çin ile büyüyen ilişkilerini stratejik ortaklıklarını çeşitlendirmenin bir yolu olarak görüyor. 2023 yılında, Batı liderliğindeki G7 gibi kurumlara karşı bir denge unsuru olarak görülen ve Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ile Güney Afrika’yı kapsayan BRICS bloğuna katılan Mısır; bir yıl sonra ise Şi’nin küresel altyapı ve ulaşım projesi olan Kuşak ve Yol Girişimi’ne dahil olmak üzere Çin ile anlaşmalar imzaladı.

Çin, bugüne kadar başkent Kahire’nin doğusunda bir iş merkezi ve Nil Deltası’nda sanayi amaçlı elektrikli demiryolu inşası gibi projelerle Mısır’a 10 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Hükümet verilerine göre iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 20 milyar dolar civarında seyrediyor. Buna karşılık, ABD’nin bölgedeki ulusal güvenlik öncelikleri açısından çok kritik bir ortağı olan Mısır’ın 2025 yılında ABD ile gerçekleştirdiği ticaret hacmi 15,7 milyar dolar seviyesindeydi.

Orta Doğu’da Arabuluculuk Rolü ve Gelişen Askeri Bağlar

Pekin yönetimi uzun süredir Orta Doğu ülkeleri arasında köprüler kurmaya çalışıyor. 2023’te Çin, en önemli bölgesel müttefiki ve petrol tedarikçisi İran ile uzun süredir ABD müttefiki olan Suudi Arabistan arasındaki diplomatik bağların yeniden kurulmasına aracılık ederek bölgede ABD ile rekabet etme arzusunu açıkça sergilemişti. Ancak, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı savaşın ardından İran’ın bu iki ülkeye yönelik misillemeleri kapsamında Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini de hedef almasıyla Riyad ve Tahran arasındaki bağlar yeniden yıprandı.

Çin, kendisini farklı alanlarda da bölgesel bir arabulucu olarak konumlandırıyor. Arap dünyası tarafından bölgesel istikrarın kilit taşı olarak görülen İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü uzun süredir savunan Şi, Hamas militanlarının 2023’te İsrail’e saldırıp Gazze’deki savaşı başlatmasından kısa bir süre önce Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı ağırlamış ve Filistin Yönetimi ile “stratejik ortaklık” ilan etmişti.

Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatının İran savaşı nedeniyle ağır darbe alması, Mısır’ın kontrolündeki Süveyş Kanalı’nı enerjinin bölge dışına çıkarılmasında çok daha hayati bir alternatif rota haline getirdi. Jakarta merkezli Ekonomi ve Hukuk Araştırmaları Merkezi’nden (CELIOS) Orta Doğu uzmanı Muhammad Zulfikar Rakhmat, “Çin’in, halen açık olan rotayı kontrol eden ülkeyle bağlarını güçlendirmek için çok geçerli nedenleri var,” diyor ve ekliyor: “ABD’nin bölgeye ayıracak daha az dikkati olduğu bir dönemde Şi, Mısır’ı geniş Arap ve Afrika dünyasına ulaşmak için bir üs olarak görüyor.”

Bu askeri ve stratejik yakınlaşmanın bir yansıması olarak, Ağustos ayında Çin ve Mısır, Mısır’daki çeşitli üslerde çok günlük bir hava tatbikatı gerçekleştirdi. Bu organizasyon, Çin’in J-16 savaş uçakları ile Mısır’ın Fransız yapımı Rafale uçaklarının tarihteki ilk ortak muharebe tatbikatı oldu.

Zamanlamanın Ardındaki Küresel Dinamikler

Şi’nin Kahire ziyareti, ABD’nin küresel etkisine karşı bir denge unsuru olarak nitelendirilen 10 üyeli Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki iki günlük konferansının hemen ardından geldi. Zirveye Rusya, Hindistan, Pakistan ve İran liderleri de katılmıştı.

Ziyaretin zamanlaması ayrıca, Trump yönetiminin İran’ın küresel finans bağlantılarına yönelik başlattığı “ekonomik saldırının” da hemen akabinde gerçekleşiyor. Söz konusu yaptırımlar, İran’ı, genellikle dolaylı yollardan da olsa İran petrolünün %80’inden fazlasını satın alan Çin de dahil olmak üzere kalan ekonomik ortaklarından izole etmeyi amaçlıyor. Pekin yönetimi ise İran ile olan ticaretinin uluslararası hukuka her zaman uygun olduğunu savunuyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir